lalelerdesolar's profileҳ̸Ҳ̸ҳ masum_deli ҳ̸Ҳ̸ҳPhotosBlogListsMore Tools Help

ҳ̸Ҳ̸ҳ masum_deli ҳ̸Ҳ̸ҳ

Dün Öngördüğünün Bugün Gerçekleşmediğini Yarın Açıklayabiliyorsan Varsın Demektir!! Ayrılık bu işte yine aynı hazan son yaprak misali gittin gene.
Image hosted by Photobucket.com

ZİYARETÇİ SAYIM

lalelerdesolar lalelerdesolar

Occupation
Location
Photo 1 of 57
February 14

MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller


September 28

Karanlıktayı....!

KARANLIKTAYIM

Şimdi yoksun, seni dilediğim gibi düşünebilirim artık.

Tutar ellerini dilediğim gibi öperim artık uzun uzun.

Kimseler ayıplayamaz beni,

Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar.

İşte gözlerin, işte dudakların,

Senin olan ne varsa karşımda duruyor.

Seni dilediğim yere götürebilirim artık,

Sevdiğim şarkıları söyleyebilirim artık.

Dudaklarına ve sana hasret ellerimle okşayabilirim yanaklarını.

Bütün resimler sana benziyor hayret!

Bütün aynalarda sen varsın, bir yere gitsem,

Peşimden sen geliyorsun.

Biraz sonra beyaz bir kağıt ve içtiğim demli çayım olacaksın.

Kimse yokluğunda bu denli sevilmedi.

Her şey daha güzel ama ayrılığın adı kötüye çıkmış.

Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim

Ve seni bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek.

Ama biliyorsun ben de insanım,

Umutsuzluğa düştüğüm günler oluyor,

Ve hiç gelmeyeceksin sanıyorum.

O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime.

Büyük bir yalnızlık sarıyor içimi,

Yalnızlığımdan utanıyorum.

Ben sevmesem ölürdüm,

Beni sevmesen bir çakıl taşıydım.

Şimdi duvar gibi sağırdım, ölümden acıydım.

Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim

Beni bunca saracak ne vardı, kanıma girecek,

Göz bebeklerime oturacak bir şarkı gibi

Kulaklarımdan eksilmeyecek ne vardı…

Hiç karşıma çıkmasaydın,

bu kahrolası gözler görmeseydi seni vardı ?…

Belki karşımda değilsin yanılıyorum,

Bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar beni…

Karanlığın gözleri olmalı bunlar

bana böylesine keder veren.

Gülmeyi, yaşamayı haram eden bir karanlığın gözleri olmalı

Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun,

Sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım.

Yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık,

karanlığın ortasında yanan bu gözler.

Ne dedimse inanma, seni değil, kendimi aldatıyorum.

Sen istediğin kadar varlığın taa kendisi ol,

Ölümsüzlüğün ta kendisi.

Ben günden güne yok olmaktayım.

Bütün ışıkları attım bir kenara anlıyor musun?

Gökyüzü güneş olsa

Sensiz yine karanlıktayım…

December 12

MANŞET

 

Dostluk neydi? 

 

Bir ağacın altında oturup düşündüm, gün boyu;

bu ağaçlardı insanların acılarına ve hayallerine tanık..

kimbilir kimler altında oturup dinlendi bu ağaçların..kaç kişi göz yaşı akıttı?

kaç kişi fotoğraf makinesine gülümsedi ve poz verdi,bu ağaçların altında? Kimbilir..Yılların tanıklığını yapan ağaçlar.. dostluklarda bir çınar ağacı kadar sağlam ve uzun ömürlü olabilselerdi..ne güzel olurdu..

 Dostluk, dostunun bir ömür boyu kalbinde yerinin olması, değimliydi?

Yada hissetmek her yaşadığı sıkıntıyı, çok uzaklarda olsa bile..

Sanırım artık dostluklar da kısa süreli..

hemencecik tüketiliveren dostluklar ve sevgiler aldı artık hayatımızı..

Bir anda oluşan ve yok olan dostluklar..

Gerçek dostluk neydi? Ve kimler dostluğunu koruyabiliyor yüreğinde..

Bir çınar ağacı kadar sağlam dostluklar var mı hayatımızda??...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Image hosting by Photobucket

 


FİLİSTİN YARDIMI
www.stand.nl ' deki ankette Filistinli Müslümanlara yardımın kesilmesi konuşulmakta..
''ONEENS'' e oy vererek anketin seyrini değiştirelim!
Allah için listenizdeki herkese gönderin!!

 



 

Image hosting by Photobucket

KEŞMİR'DEN PEMBE BİR ÇİÇEK

 Keşmir'den bir başka Ami Vitale fotoğrafı daha… Yaşlı bir adam durgun sular üzerinde yüzen kayığında fotoğrafçıyı farkediyor… Yüzündeki çizgiler, gözlerindeki ışık yaşadığı birçok sıkıntının tanıkları gibi ama yaşlı adam ''o anda'' yaşadığı onca sıkıntının içinde hala çevresindeki güzellikleri görebildiğini anlatmaya çalışıyor. Elindeki pembe çiçeği objektife uzatıyor ve belki de ''hala umudu olduğunu'' anlatmaya çalışıyor.

                 


                 Wanna married me!!!!!!! "?" ..loOol

 

Click Here For More 


OKUMA YETENEĞİ

Bir ignliiz üvnseritsinede ypalaın arşaıtramya gröe,
kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı
ömneli dğeliimş. Öenlmi
oaln brincii ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyş.
Ardakai hfraliren srısaı
krıaşk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf
dğeil bri btün oalark oykuorumuşz.
Bakın nasıl da düzgün okudunuz..!

Hiç zorlanmadınız değilmi!!


Ardahan’ın küçük bir köyü ve su taşıyan çocuklar..

temiz yüzlerinde doğanın izleri.

Şimdi hava güzel ve su taşımak bir oyun onlar için,

 ya kar beyaza örttüğünde her yeri?

O soğukta kovaların ağırlığını taşıyabilecek mi küçük elleri ,

morarırken elleri hangi duaları geçirecekler içlerinden kimbilir,

kimbilir  hangi hayaller ısıtacak yüreklerinizi?..

 

onların hayalleri vardır yüreklerini ısıtan,
onların umutları vardır avuçalarında,
katıksızdır sevgileri,
kirlenmemeiş çocuk dünyalarında toz pembbedir heryer
karbeyazda olsa, sular buz da tutsa,yine çiçekler açar dünyalarında.

ama biraz büyüyünce hep çocuk olmayı özleyecekler,
çünkü elleri üşüyecek su taşımasalarda...

November 02

HOŞ GELDİNİZ...

masum_deli sayfasına ulaşmak için tıklayınız!
 
BU DA BENİM KARDEŞLİK LOGOM...SPACE'NİZE EKLEYEREK KARDEŞ OLABİLİRSİNİZ..

barış için.. sizde katılın..Dünyada barış için el ele...Lütfen sizde aşağıdaki kodu sitenize ekleyin...

 

<DIV align=center>&nbsp;</DIV>
<DIV align=center><A href="http://spaces.msn.com/members/lalelerdesolar" target=_blank><IMG alt="masum_deli sayfasına ulaşmak için tıklayınız! " src="http://i26.photobucket.com/albums/c102/lalelerdesolar/laleler.gif" border=0></A></
 

mutluluk ve barış dolu bir dünya için el ele! masum_deliImage hosted by Photobucket.com

                                  
 
"Hayatı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir."
 
 SİTEMİ GEZİN AMA İÇİNE DÜŞMEYİN! 

DÜNYA DÖNÜYOR VE HAYAT KISA YAŞAMASINI BİLMEK LAZIM!





 

 
October 26

müziks


masum_deliyakında... bekleyin...

Image hosted by Photobucket.com


 görüşlerini yazarsan sevinirim.                              sitede yenilik olmasını istiyorsan sende görüşlerini yaz...

                                                         

MERHABALAR!!

 

                                                                  

yaşamın kaynağı sizce nedir?

kendine güvenen duyarlı ve kararlı insanlar.

 SeViL'iN LiMaNı için tıklayınız!!

savaşa hayır diyelim



ülkemizi tanıtalım. ZİYARETÇİ SAYIM
ZİYARETÇİ SAYIM

October 19

Talking about TURK OSCARS ADAYI

90/10 nun SIRRI

 

90/10 Sırrını keşfedin. Bu hayatınızı değiştirecek. Bir örnek verelim:

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir
fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde
hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre
belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir
şekilde kızınızı azarlıyorsunuz.Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor.
Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın
kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü
tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi
değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde Kızınızı, ağlamaktan dolayı
kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz.
Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor.
Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere
hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 50 km hız sınırlaması
olmasına rağmen, saatte 70 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve
hız sınırını aştığınız için ödediğiniz 160.000.000,TL'lık trafik cezasından
sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size " Hoşcakal " demeden binaya koşuyor.
İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde
unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam
ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört
gözle bekliyorsunuz.Eve ulaştığınızda eşiniz ve Kızınızla olan
ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.

Neden?

Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün
geçirdiniz?

A) Kahve sebep oldu
B) Kızınız sebep oldu
C) Polis sebep oldu
D) Siz sebep oldunuz

Cevap " D " şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.

Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep
oldu. Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi. Üzerinize kahve sıçradı.
Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe " Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz
daha dikkatli olman gerek " diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi üst kata
çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya
iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini
görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz ise gitmek için
birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve
çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne
kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor. Farka bakın! İki farklı
senaryo. İkisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? 90/10 sırrı
inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan gereksiz
yere stresten, dertlerden, problemlerden ve başağrısından acı çekmektedir.
Bu sır nedir? Hayatın %10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın
diğer %90'ına ise, sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar
verilir.

İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar.
Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst
ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu % 10'luk kısım
tamamen bizim kontrolumüz dışında gerçekleşir. Diğer % 90'lık kısım
farklıdır. Diğer % 90'lık kısmı siz belirlersiniz. Nasıl? Olaylara
yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.Gerçekten olanların %
10'unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer % 90'ı ise, sizin tepkinizle
belirlenir.

TURK OSCARS ADAYI

TurkOscars by LeoTheMaster

BU PROĞRAMI SENDE BİR DENE LÜTFEN!!

İÇLERİNE SAKLAYALIM 

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış...
Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
''Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler''
diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi'' Everest'in tepesine saklayalım'', kimisi ''Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş. Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi, sigara paketi, lale bahçesi... Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş..
Derken meleklerden biri '' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş. ''Kimsenin aklına gelmez içine bakmak''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü... Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk. Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde......
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun.
Siz dışını boş verin, içine bakın...

October 17

DOSTLUK

 

Dostluk....
yaşanmış aşkların bilinç altındaki dürtüsünü yenebilmek...ve yaşanabilmesini sağlamak için takılan bir  maske değil.. karşıdan maddi faydalanmanın bir aracı hiç değildir. Dostum.... içimi kapkara bulutlar kapladığında, başımı omuzuna yaslayabileceğim.. onun içindeki kara bulutlar yüreğini kararttığında, başını omuzuma yaslayabilecek insandır. Dostum.... sıkıntıdan ellerim buz gibi olduğunda,ellerimi tutarak, sevgisi ile taaa yüreğime kadar ısıtabilecek... sıkıntıdan onun elleri buz gibi  olduğunda,ellerini tutarak, sevgim ile taaa yüreğine kadar ısıtabileceğim   insandır. Dostum....
işyerinde; bir fincan kahvenin içimi süresince, "gönül ne bir dost ister, ne kahvehane..." "gönül bir dost ister, kahve bahane...."diyen   satırları hatırlayıp... hayatın minicik bir parçasını paylaşabileceğim   insandır. Dostum.... bazen aynı"walkmen"de bir şarkıyı, bir türküyü; bazen internetin sanal evreninde... bir kaç satır fıkrayı, şiiri.. kokusunu almasak bile, sanal bir gülü.... paylaştığımız insandır. Dostum.... onun sosyal veya bürokratik tabakasından... cüzdanının kalınlığından, cinsiyetinden, inancından, mezhebinden önce.... İNSAN OLDUĞU İÇİN SEVDİĞİM.... VE BENİ İNSAN OLDUĞUM İÇİN SEVEN İNSANDIR!!!!

 

 

 

Özlü Sözler


  • Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamiyorsun?

  • Felaketin bir iyiligi varsa, oda hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır...!

  • Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batiyor demektir

  • Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur.

  • Çok konuşan az iş yapar.

  • Hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz.

  • İnsanları banka hesaplarının büyüklüğüyle değil, kalplerinin büyüklüğüyle ölç...

  • Uçurtmalar, rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.

  • Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.

  • "Hayatı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir."

  • "Akıl susunca düşünce durur, düşünce durunca, hareket durur, hareketsizlik, çürümenin eşiğidir."

  • "Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı bilmeyiz"

  • "Kelimelerin gücünü bilmiyorsan insanların kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!"

  • "İlerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız,
    bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...!"

  • Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik.
    Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk;
    kardeş olarak yaşamayı.
    (MARTİN LUTHER KİNG)

  • Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir’,
    iyi işler yapan yararlı kişilerin,
    çevresindekilerce benimseneceği,
    onlarla bütünleşeceği anlamındadır.

  • eline beline diline sahip ol....
    bin kere mazlum ol ama bir kere zalim olma...

  • Gücümüzü hırlaşmak için degil birleşmek için kullanmalıyız.

  • Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.

  • Iyilik yapmasını bilmiyorsan hiç olmazsa kötülük yapma.

  • Sırrını saklarsan o sana esir olur, yayarsan sen ona esir olursun.

  • Hayat, inanmak ve mücadele etmektir
    (Hz. Hüseyin)

  • Bilen insanla dost ol, çünkü seni aydınlatır. Bilgisiz insanlarla dost ol çünkü sen onları aydınlatırsın. Bilmedigin bilmeyenlerden hemen uzaklaş çünkü onlar Seni APTALLAŞTIRIR...

  • Gerçegi insanların ölçüsüyle degil, insanları gerçegin ölçüsüyle tanı. (Hz. Ali)

  • Atılan ok geri dönmez’, bir işe girişmeden,
    iyice düşünme gereğini dile getirir.

  • Haksızlık önünde egilmeyin; hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
    (Hz. Ali)

  • Haklı isen korkma, Hak seni korur. (Hz. Ali)

  • İnsanlarla öyle iyi geçinin ki; düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar. (Hz. Ali)

  • Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. (Hz. İsa)

  • Bir insana gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin ya da kendini.

  • Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.

  • Asla birilerinin umudunu kırma, belki de sahip oldukları tek şey odur...

    Image hosted by Photobucket.com
    Image hosted by Photobucket.com

    Image hosted by Photobucket.com

    Your Japanese Name Is...
    Yoshi Shigenoi

    Birisine seni seviyorum deme firsatını asla kaçırma
    - Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret
    - Sıkı tokalaş
    - İnsanlarin gözlerinin içine bak
    - İlk önce sen merhaba de
    - Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun
    - Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran
    - Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil
    - Sevinçleri erteleme
    - Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap
    - Sana uzatılmış bir eli daima kabul et
    - Hatalarını kabul et
    - Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz
    - Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır
    - Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur
    - Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle
    - Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle
    - Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak
    - Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın
    - Sevginin gücünü asla küçümseme
    - Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti
    - Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene
    - Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme
    - Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul
    - Aynı hatayı iki kez yapma
    - Olabildiginden fazla sevecen ol
    - İnsanlara üçüncü bir sans verme ikide kal
    - Tanıdıgın en olumlu ve coşkulu insan sen ol
    - Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler.
    - Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir.
    - Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır.
    - Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur.
    - Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur.
    - Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır.
    - Senden iyilere yerini vermesini bil.
    - Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır.
    - Küçük insanların büyük gururları olur.
    - Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir.
    - Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir.
    - Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir.
    - Kazanacaklarına inananlar kazanırlar.
    - İnsan olmayan, insanın değerini bilmez.
    - İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes.
    - Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma.
    - Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek.
    - Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir.
    - Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz.
    - Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz.
    - Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur.
    - En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır.
    - Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar.
    - Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini.
    - Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?
    - Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir.
    - Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar.
    - Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun.
    - İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar.
    - Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir.
    - Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır.
    - Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz.
    - Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler.
    - İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir.
    - Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir.
    - Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı.
    - Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır.
    - Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar.
    - Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır.
    - Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir.
    - Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır.
    - Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır.
    - İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan.
    - Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır.
    - En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır.
    - Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin.
    - İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir.
    - Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
    - İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar.
    - Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz.
    - Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir.
    - Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür.
    - Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
    - Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir.
    - İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar.
    - Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin.

    Bazı şeyler göründüğü gibi değildir.

     

  • October 15

    Güneydoğu Asya Depremi Haydi Yardıma

     

    Güneydoğu Asya Depremi Haydi Yardıma

     
     
      
     
     
     
    Pakistan depremi ve kardeş ülkenin benzer kaderi : Arkadaşlar biz bu depremi yaşadık ve acıyı en çok biz hissederiz haydi kardeşlerimize yardıma..

     

    Pakistan’ı vuran 7,6 büyüklüğündeki depremin bilançosu giderek ağırlaşıyor. Merkez üssü Pakistan’ın Keşmir bölgesi olan depremde ölü sayısının 40 bine yaklaştığı bildiriliyor. Ölenlerin çoğu çocuk!

     

    Depremde birçok okulun yıkıldığını ve binlerce çocuğun hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bütün bir nesil kaybedildi. Kurbanların çoğu okullu çocuk” ifadesini kullandı.

     

    Dost ve kardeş ülke Pakistan’ı bu zor günlerinde yalnız bırakmak istemeyen ve yardım eli uzatmayı düşünen vatandaşlarımız, Türk Kızılayı’nın tüm bankalarda bulunan 2868no’lu hesaba bağışta bulunabilir ya da tüm GSM operatörlerinden 2868’e kısa mesaj atabilirler.

     

    Image hosted by Photobucket.com 

    Güney Asya'da Pakistan ve Hindistan'ı vuran deprem sonucu özellikle yüksek katlı binalar saniyeler içinde yıkıldı, kimi ilçeler haritadan silindi. Türkiye birçok ülkeye yardım ettiği gibi yine yardım elini en hızlı bir şekilde uzatan ükelerin başında geliyor. Pakistan'da Türkiye'nin kara gün dostu olmuştu... 17 Ağustos depreminde ilk yardım gönderen ülkelerin başında geliyordu...

     
    Türk Kızılay'ının başlattığı kampanyada GSM ile 50 kontör karşılığı yada bankalarda 2868 hesap numarasına bağışta bulunarak sizde o insanlara yardım elinizi uzatabilirsiniz!
     

    Yardımlarınızı Türk Kızılayı'nın çalışmalarına destek olmak için aşağıda ismi geçen bankalarda açılan 2868 no'lu hesaplara yatırabilirsiniz.  

                   

      Image hosted by Photobucket.com

    Image hosted by Photobucket.com



    PAKİSTAN İÇİN BAKIN BU RESME..



     

    Talking about ARKADAŞLAR LÜTFEN EMEĞE SAYGI

     

      ARKADAŞLAR LÜTFEN EMEĞE SAYGI


      Başka MSN Alanlarından Alıntı Yapmak
     Çoğu insan başka sayfalardaki yazıları kendi MSN alanında yayınlarken, bahsi geçen sitedeki yazıyı kopyalayarak kendi sayfasında yazı yazdığı bölüme kopyalayarak yayınlıyor. Bu durumda alıntı yaptığınız kişinin emeğini göz ardı etmekle kalmıyor, aynı zamanda başkalarının düşünce ve yazılarını, kendi düşünce ve yazılarınız gibi hitap ettiğiniz kişilere  sunmuş oluyorsunuz. Halbuki kopyalayıp yapıştırmaktan çok daha kolay bir biçimde, kaynak da göstermiş olarak başkalarının sayfasından alıntı yapmanız mümkün. Bunu gerçekleştirmek için gerçekleştirmeniz gereken adımlar oldukça basit:

    1) Öncelikle kullanıcı adı ve şifrenizle MSN Alanınıza giriş yapın.

    2) Ardından alıntı yapmak istediğiniz sayfanın ismini tarayıcınıza yazıp bu sayfayı açın.

    3) Bir sonraki adımda açılan sayfada alıntı yapmak istediğiniz yazının sağ alt köşesinde bulunan "Blog it" yazısına tıklayın.

    4) Bu adımdan sonra kendi sayfanızın giri girilen kısmında alıntı yapmak istediğiniz yazı çıkacak, bu aşamadan sonra "Publish Entry" butonuna tıklayarak kaynak gösterilmiş bir biçimde bu kişinin yazısını yayınlamış olursunuz.

      

     

    NOT:

    BU ALINTI http://spaces.msn.com/members/dedektif/ 

    SAYFASINDAN YAPILMIŞTIR. ETİK DAVRANIŞINDAN DOLAYI KENDİSİNİ KUTLARIM...

     

    İŞTE BU DA BENİM FLASH OYUNLARIM. GERÇİ BOYUT SINIRLAMASINDAN DOLAYI ÇOK BASİT OYUNLAR AMA YİNEDE DENEMENİZİ TAVSİYE EDERİM.

    MAYMUN ROGİ                                       STRES KÖŞEŞİ                                        PİN PON

    October 12

    son yaprak


     



    SON YAPRAKbu so olsun...

                              

     SEVMEK VE SEVİLMEK

     

    Seni seviyorum demek

    Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı.

    Hiçbir zaman böylesine

    Sevip sevilmemişti bu yürek

    Yüreğinde bana ve sevgime yer var mı ?

    Varsa eğer o zaman yukarıya bak.

    Ben ordayım her zaman yanındayım.

    Gündüz güneşimle gece ayımla

    Kimsenin ısıtamadığı ışık veremediği

    Sıcaklığımla ışığımla hep saracağım seni

    Bazen bir umut olmalıyım yüreğinde

    Güzel yarınlarında gerçekleşmeyi bekleyen

    Sonra bir hayal düşüncelerinde seni başka alemlere götüren

    Karanlık düşüncelerindeki

    SON YAPRAK olmalıyım ben

    Hiç solmayan bir yaprak seni doyasıya yaşamalıyım duygularımla

    Seni hissetmeliyim her nefes alışımda

    Yağmur olup üstüne yağmalıyım

    Her damlası benim sana olan sevgimdir ıslanmalısın sevgi yağmurlarında

    Aydınlığın olmalıyım buğday sarısı güneşimle

    Senin üzerine doğmak hayatı sana ve kendime mutluluk verecekse  yaşamak güzeldir ben senin vazgeçemediğin

    Gök yüzün olmalıyım

    Ne sen beni unutmalısın nede ben sensiz dünyayı kucaklamalıyım

    Seni seviyorum demek hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı

    Hiçbir zaman  bu kadar içten sevilip sevmemişti bu yürek

    Şimdi o güzelliği seninle yaşıyorum

    Ve seni çok seviyorum....................

     

    Not sevgi ille de aşk değildir  istediğin istikamet de kullanabilirsin ama benimki  dost sevgisidir bu şiirimin manasını hatırlatmak istedim tüm dostlarıma

     

                                                                

     



    Image hosted by Photobucket.com



    Image hosted by Photobucket.com

    .ASK ERTELENMEZ. LÜTFEN OKUYUNN!!

      1995'te dershanenin kapisinda gözgöze geldik. Ben o sirada
    kahkahalarla gülüyordum. Ama onun yakisikliligida gözümden
    kaçmamisti. Arkadasimin kuzeniydi. Bu ilk karsilasmadan on
    gün sonra arkadasim "Mustafa senin gülüsüne hayran olmus
    seninle tanismak istiyor, ne dersin?" diye sordugunda "Olur,
    tanisalim" dedim. Ertesi gün bir kucak dolusu gül ile gelmisti.
    Bir hafta sonra bana evlenme teklif etti. Bende "Bu denli yakisikli
    ve zengin biri neden beni sevsin? O bir heyecan yasiyor ve bitecek"
    düsüncesi halimdi ve sevgisine güvenmedigimi iddia ederik ""Hayir"
    dedim. Üzüldü, haftalarca teklifini yineledi. Ben reddettim.
    Çünkü yüregimi degil mantigimi dinliyordum. "O çok zengin, ben
    orta halli biraileden geliyordumi, oüniversite mezunu, ben hala
    sinava hazirlaniyordum , o çok yakisikli ben ise güzel ama
    sisman bir kizim". O ise teklifini yinelemekten yilmadi. Beni
    sevdigine, aramizda bir fark olmadigina inandirmaya calisiyordu.
    Bu sekilde tam üc sene gecti...
      1998'in bir persembe günü ötobüs duraginda beklerken omzuma bir
    el dokundu. Arkami döndügümde Mustafa ile karsilastim.
    Yaklasik bir senedir sadece telefonda görüsmüstük. Çünkü her
    bulusmak istediginde bir bahane bulup onu atlatiyordum yüz yüze
    gelirsek yüregime yenilmekten korkuyordum. Mantigimin esiri
    olmustum. Onu karsimda görünce dayanamadim boynuna sarildim.
    Hayatimda biri olup olmadigini sordu, "Yok" dedim ve bana yine
    evlenme teklif etti. Ona düsünmek istedigimi söyledim.
       Bu arada pazar günü ÖSS sinavina yeniden girecegimi ve okulun
    yerini söylemistim ama adini söylememistim. Pazar sabahi sinava
    girecegim okulun kapisinda beni kucak dolusu gülle bekliyordu.
    Arastirip sinava girecegim okulu bulmus ve bana sans dileme için
    oraya gelmisti. Bu sevgiyi daha fazla ertelememeye karar verdim
    "Teklifini düsündüm artik karin olmak istiyorum. seni çok
    seviyorum" diyerek onu öptüm. Dünyalar benim olmustu sankiii.
       Sinavdan sonra eve telefon açtigini anne ve babasinin bizi
    bekledigini söyledi. Kiramadim ve ailesi ile tanismaya gittim.
    Günün süprizi ise annesinin genç kizken Mustafa'nin babasi
    tarafindan kendisine hediye yüzügünü bana verip  "Bunu söz
    yüzügü olarak takmani istiyorum, en kisa zamanda da nisaninizi
    yapariz" demesiydi. Ve ben o gün o evden Mustafanin sözlüsü
    olarak ciktim. Hersey bir anda gelisiyordu.
      2 Nisan aksami beni istemeye gelecekler ve nisan yapilacakti.
    Önümüzdeki 2 günü cilginlar gibi dolasarak gecirdik. Planimiza
    göre en gec mayis sonunda evlenmis olacaktik. Oturacagimiz evin
    renginden, mobilyalarina varana kadar bir sürü karar aldik. Iki
    aile cilginca bir kosusturma icindeydi. 1 Nisan Çarsamba günü
    alyanslarimizi almak icin bulusacaktik. Öglen arayip isi
    oldugunu ve gecikecegini söyledi. ona sakin olmasini söyleyip
    hastaligini hatirlattim ve bana "Seni Seviyorum" Deyip telefonu
    kapatti. Saatler sonra ablasi aradi. Mustafa'nin kötü bir astim
    krizi gecirdigini, Durumunu agir oldugunu ve acile
    kaldirildigini söyledi.kulaklarima inanamadim ve bunun 1 Nisan
    sakasi oldugunu zannettim.
       Yol boyunca bunun saka oldugunu tekrarliyor, hastanenin
    kapisinda beni çiceklerle karsiliyacagini hayal ediyordum ama
    hayalim degil ablasinin söyledikleri gercekti. Hastanenin
    kapisinda beni Mustafa'nin
    küzeni Hakan karsiladi. Yüzü bembeyazdi. Ne oldugunu sordugumda
    "Yok Artik Birsey, Mustafada yok, o öldü" dedi. Inanamiyordum
    çigliklar atarak hastanenin içinde kosmaya basladim. Yogun
    bakimin kapisina geldigimde herkes perisandi ve onlar gerçekti.
    Büyük sevdam, gercek Askimi mutluluk kaynagim ölmüstü. Bombos
    ve soguk bir odanin icinde bir sürü beyaz örtülü yataktan birinin
    üstünde üzerinde beyaz çarsaf örtülmüs bir sekilde
    yatiyordu. Son hatirladigim ise çarsafi kaldirdigimda
    gülümseyen bir yüzle son nefesini vermis askimin yüzüydü.
    " Bir gün olsun seni parmaginda, benim yüzügümle göreyim,
    ölsemde gülerek ölürüm" sözleri en büyük istegiydi.
       Mustafa yasama veda edeli tam 5 sene oldu.
    Ve ben hala sevdami bu denli erteledigim ve onunla geçirebilecegim
    sayisiz güzel güne yazik ettigim, yüregimi degil mantigimi
    dinledigim için kendimi affetmedim ve asla affetmeyecegim...
       Lütfen sevdanizi ertelemeyin, mantiginiz yada gururunuz
    yüzünden yasanabilecek mutlu günlere yazik etmeyin. Çok pisman
    olabilirsiniz ama unutmayin son pismanlik fayda etmez....

    ben nereye gittiğimizi çok iyi biliyorum...! YA SİZ..?     GİDİYORUZ AMA NEREYE?


     

    ben nereye gittiğimizi çok iyi biliyorum...! YA SİZ..?     GİDİYORUZ AMA NEREYE?

    October 09

    80lerrr

    NEDEN SENDE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞMIYORSUN...BANA YAZABİLİRSİN!!

     

    >>>>>80 liler geçişin çocuklarıyız biz. 
    Analog ve dijital çağı biz bağladık  birbirine.Belkide dünyadaki son mutlu kuşak da
    bizlerdik..EX nedir AIDS  nasıl bulaşır bilmezdik ihtiyaç da duymazdık
    zaten. Biz terli terli su  içmemek ve ilaçlı çağla-badem lere dalmamamız
    konusunda dikkat  göstermemiz gerekiyodu. Evdeki Atari 800 XL mizin
    joystick ini fazla  hırpalamamız gerektiğini hatırlamalıydık.Biz geçişin
    >>>>>çocuklarıydık.Mutluyduk ta.Mabel sakız tadında
    hayatlara.:]
    >>>>>Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983
    doğumlular ve daha  küçükler oluşturuyor, "gençlik" onlara deniyor.
    >>>>>Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya,
    Yugoslavya gibi  ülkeleri tanımıyorlar.
    >>>>>Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.
    >>>>>AIDS doğduklarından beri var.CD doğduklarından beri var.
    >>>>>Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.
    >>>>>Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.
    >>>>>Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar.
    >>>>>Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.
    >>>>>Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu
    ve ona neden  "şeytan" dendiğini bilmiyorlar.
    >>>>>Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.
    >>>>>Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz
    Tehlike" sadece geçen  senenin yeni vizyon filmleri.
    >>>>>Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini
    düşünemezler  bile.Pac-Man'i bilmezler.
    >>>>>Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.
    >>>>>Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve
    uzaktan kumanda  olmadan nasıl kanal değiştirileceğini bilmezler.
    >>>>>Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.
    >>>>>Sadece tek bir kanalın günün belirli saatlerinde yayın
    yaptığı  dönemlerde dinozorların da yaşadığını düşünürler.
    >>>>>Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.
    >>>>>Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.
    >>>>>John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı
    olarak gördüler ve  onun nasıl olup da bir dans ilahı olabildiğini hayal
    bile edemezler.
    >>>>>Ve bizlerin de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl
    yaşayabildiğimize  akıl erdiremezler..
    >>>>>Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....
    >>>>>Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsan. Artık
    dışarıda geçirilen  bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya
    ihtiyacın varsa.  Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat
    oynayabildiklerine her  zaman hayret ediyorsan. Çocukların ellerinde cep
    telefonlarını görünce  kafanı sallıyorsan. İşine her geçen gün daha çok
    bağlanıyorsan. . Zaman  zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yaşadığınız
    komik olayları tekrar  tekrar anlatıp, eski güzel günleri yad ediyorsan.
    >>>>>Ve bu maili okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarınıza
    iletmeyi ve  onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsan..;)))))
    >>>>>Kabul etsen de etmesen de  yaşlanıyorsun,,,.

     SİZ SÖYLEYİN NE YAPACAĞIMIZI VE MESAJ BÖLÜMÜNE YAZINKİ HERKES BİLSİN..

    sizce gündemi yansıtıyormu???

    BANA ULAŞAN KISA YOLLAR

    acaba demekten kendimi alamadım!

    >Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi
    >eğitimini tamamlamış.
    >Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en
    >kalabalık
    >meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,
    >halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir
    >yazı
    >iliştirmesini istemiş.
    >Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar
    içinde olduğunu görmüş.
    >Üzüntüyle ustasına gitmiş.
    >Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.
    Öğrenci resmi yeniden yapmış..
    >Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş
    fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile
    >birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri
    >yerleri
    >düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.Öğrenci
    >denileni yapmış.
    >Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle
    sizce kopan üzüm taneleri mi?>ustasına koşmuş.
    >Usta ressam şöyle demiş:
    >"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir
    >eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında
    >resim
    >yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde
    >onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim
    >gerektirir.
    >Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.
    >Emeğinin
    >karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
    Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma."
     

    Cilalı Taş Devri

    ARKADAŞLAR SİZDE KARDEŞ OLMAK İÇİN YUKARDAKİ LOGOYU SPACE NİZE EKLEYİN..
    ABİ BİZİ VÜRÜS ZANNEDİYOLAR AMA YOK ÖYLE BİŞEY YAHU.. KİM UYDURMUŞ..

    Dilbert
    Image hosted by Photobucket.com                Image hosted by Photobucket.com                  Image hosted by Photobucket.com



     

    Bir Öğrenci Evinin Anatomisi

    Öğrenci evlerinin ilginç yanları...

    · Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.

    · Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir.
    Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.

    · Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır.
    (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?)

    · Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır.
    Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.

    · Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya
    başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.

    · Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava
    kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.

    · Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek
    yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)

    · Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders
    çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.

    · Evin duvarları vize-final tarihleri
    , ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.

    · Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz
    ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.

    · Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan
    , pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.

    · Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.



     

    Image hosted by Photobucket.com



    ARKADAŞLAR SİZİ DUYARLI OLMAYA DAVET EDİYORUM.


      

     
     

     

     ARKADAŞIMDAN BİR ALINTI

    Loop niet weg

     

    Loop niet weg van je klanten

    als je wat wilt verkopen.

     

    Loop niet weg van de nacht

    als je om de maan vraagt.

     

    Loop niet weg voor de doornen

    als je om een roos vraagt.

     

    Loop niet weg van jezelf

    als je de Geliefde zoekt.

     ONA BU ÇEVİRİSİNDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYORUM..

     

    Sevgiliniz çok güzel bir sarışındı ve sizden ayrılmak istediğini söyledi...
     
    Boşverin... Aşağıdaki yazıyı okuyun, rahatlayın...
    >>
    >>
    >>
    >>*Sarışın bir pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: "6 parçayamı böleyim, 8
    >>parçaya mı?"
    >>Cevap: -"6'ya böl sekiz parçayı bitiremem".
    >>
    >>*Sarışına arabanın sinyalinin yanıp yanmadığını sorduğunuz zaman
    >>nasıl cevap verir?
    >>Cevap: - Yanıyor, söndü, yandı, söndü, yandı, söndü...
    >>
    >>*Sarışınlar neden "11" sayısını yazamaz?
    >>Cevap: Hangi 1'i önce yazması gerektiğini karar veremediği için...
    >>
    >>*Pazar sabahı sarışının gülmesini nasıl sağlarsınız?
    >>Cevap: Cuma akşamından bir fıkra anlatarak.
    >>
    >>*Sarışınlar kuşu nasıl öldürmeye çalışır?
    >>Cevap: Balkondan aşağı atarak.
    >>
    >>*Sarışınlar balığı nasıl öldürürler?
    >>Cevap: Suda boğarak...
    >>
    >>*Saçını siyaha boyatan sarışına ne denir?
    >>Cevap: Yapay zeka
    >>
    >>*Beyninin yarısı olmayan sarışına ne denir?
    >>Cevap: Zaten bir işe yaramıyordu...
    >>
    >>*Bir sarışının bir başka sarışının kulağına üflemesine ne denir?
    >>Cevap: Bilgi transferi

    >>*Kömürlükteki iskelete ne denir?
    >>Cevap: Geçen yılın sarışınlar arası saklambaç turnuvası
    >>şampiyonu...

    >>*Sarışına kazaların %90'ının evde olduğunu söylerseniz ne yapar?
    >>Cevap: Hemen taşınır.

    >>*Sarışının en çok söylediği cümle nedir?
    >>Cevap: Ay bilemiyorum...

    >>*Doktor sarışına hamile olduğunu söyleyince, sarışın neder?
    >>Cevap: Benden olduğuna emin misin?

    >>*Zeki bir sarışın nedir?
    >>Cevap: Çelişki.

    >>*Sarışının beyin hücresi nasıl olur?
    >>Cevap: Yalnız...

    >>*İki beyin hücresi olan sarışına ne denir?
    >>Cevap: Gebe

    >>*Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?
    >>Cevap: Üstündeki puldan

    >>*Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?
    >>Cevap: Ne düşünüyorsun? diye sormalı.

    >>*Sarısın ile bir saksı balkondan düşerse önce hangisi yere varır?
    >>Cevap: Saksı!!! Çünkü sarışın arada durup yolu sorar.

    >>*Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?
    >>Cevap: Kulağına fener tutmalı.

    >>*Sarışının beyni nasıl yıkanır?
    >>Cevap:Bir damla su ile.

    >>*Bir sarışının beyin hücresi neden ölür?
    >>Cevap: Yalnızlıktan.

    >>*Zekasının %90'ını kaybetmiş sarışına ne denir?
    >>Cevap: Boşanmış.

    >>*Sarışın çivi çakarken parmağını niye çivinin üstüne koyar?
    >>Cevap: Çıkan sese dayanamadığı için.

    >>*Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?
    >>Cevap: Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor.

    >>*Sarışının gözlerine derin derin bakınca ne görürsünüz?
    >>Cevap: Yerine, beyninin olması gereken boşluğu.

    ...Merska...-Ozgurluge Hasret-...

     

     

    >Japonya'da bir çocuk
    >
    > 10 yaslarindayken birtrafik kazasi geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun büyük bir ideali varmis .
    >
    > Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak istiyormus.
    >
    > Sol kolunukaybetmekle
    >
    > birlikte, bu hayali de yikilan çocugunun büyük bir depresyona girdigini gören babasi,
    >
    >Japonya'nin ünlü bir Judo ustasina gidip yapilacak bir seyin olup
    >
    > olmadigini sormus..
    >
    > Hoca:
    >
    > - Getir çocugu bir bakalim,demis.
    >
    > rtesi günbaba-ogul varmislar hocanin yanina..
    >
    > Hoca çocugu süzmüs ve tmam demis
    >
    > yarin esyalarini getir, çalismalara basliyoruz.
    >
    > Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir hareket göstermis ve çalis demis.
    >
    > Çocuk bir hafta ayni
    >
    > hareketi çalismis.. Sonra hocasinin yanina gitmis.
    >
    > - "Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormus.
    >
    > Hocanin cevabi
    >
    > -Çalismaya devam et olmus..
    >.
    > 2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yilini doldurmus..
    >
    > Çocuk bu bir yil boyunca hep o ayni
    >
    > hareketi tekrarlamis. Hocanin yanina tekrar gitmis:
    >
    > - Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska hareket
    >
    > göstermeyecek misiniz?
    >
    > - Sen ayni hareketi çalis oglum .
    >
    > Zamani gelince yeni harekete geçeriz..
    >
    > 2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10. yilini doldurmus.
    >
    > .Bir gün hocasi yanina gelip.
    >
    > -"Hazir ol ! " demis..
    >
    > "Seni büyük turnuvaya yazdirdim.Yarin maça çikacaksin!"
    >
    > Delikanli sok olmus.. Hem sol kolu yok hem de judo da
    >
    > bildigi tek hareket var.
    >
    > Ünlü judocularin katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi düsünmüs
    >
    > ama hocasina saygisindan ses çikarmamis.
    >
    > Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina çikmis.
    >
    > Rakibine bildigi tek hareketi yapmis ve
    >
    > kazanmis. Derken.. ikinci , üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final...
    >
    > Finalde delikanlinin karsisina ülkenin son on
    >
    > yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis.
    >
    > .Tam bir üstat delikanli dayanamayip
    >
    > hocasini yanina kosmus..
    >
    > -Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama
    >
    > rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim
    >
    > tekbir hareket var..bu kadar bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim
    >
    > izin verin turnuvadan çekileyim..
    >
    > -Olmaz demis hocasi. Kendine güven, çik dövüs.
    >
    > Yenilirsen de namusunla yenil.
    >
    > Çaresiz çikmis müsabakaya.
    >
    > Maç baslamis. Delikanli yine bildigi o tek hareketi yapmis
    >
    > ve
    >
    > tak ! Yenmis rakibini, sampiyon olmus.
    >
    > Kupayi aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus:
    >
    > Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve bildigim tek bir hareket var.
    >
    > Nasil oldu da ben kazandim.?
    >
    > -Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun.
    >
    > O kadar çok çalistin ki ,
    >
    > artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir,
    >
    > ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi vardir.
    >
    > Onun için de rakibinin
    >
    > senin sol kolundan tutmasi gerekir!
    >
    > Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:
    >
    > Insanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en güçlü taraflari
    >
    > olabilir: yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin!...

     

    Arkadaşım merska'ya bu yazısından dolayı teşekkür ediyorumm..


     

     

    Kalp Kırmak

     
     

    Kötü karakterli bir genç varmış.

    Bir gün babası ona : çivilerle dolu bir torba  vermis."arkadasların ile tartışıp kavga ettigin zaman her  sefer bu  tahtaperdeye bir çivi çak"demis.Genç, birinci gün tahtaperdeye 37  çivi çakmış. sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve  geçen  her günde daha az çivi cakmış.Nihayet bir gün  gelmis ki hiç çivi çakmamış.Babasına gidip söylemis. Babası  onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüs. Gence"bugünden baslayarak  tartışmayıp kavga etmedigin her gün  için tahtaperdelerden bir çivi çıkart,  sök" demis. Günler geçmis. Bir  gün gelmis ki her çivi çıkaılmış.Babası ona "aferin iyi  davrandın ama bu tahtaperdeye dikkatli bak.  Artık çok delik var.Artık geçmisteki gibi  güzel olmayacak" demis. Arkadaslarla tartışıp kavga edildigi zaman kötü kelimeler söylenilir.Her kötü kelime bir yara(delik)bırakır.Arkadasına bin defa kendisini affettigini söyleyebilirsin  ama bu delik aynen kalacak(kapanmayacak). Bi Bir arkadas ender bir mücehver  gibidir.Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duydugunda yardımcı  olur  seni dinler sana yüregini açar" demis. Sen de arkadaslarına bu Maili gönder,sana gönderene bile  gönder. E mail sana döndügü zaman ne kadar arkadasın var ögreneceksin. Sana iyi bir arkadaslık haftası diliyorum.Senin arkadaslığın için çok tesekkür  ediyorum .Senin tahtaperdene koydugum çivi için beni….

     >>>>affet.(eğer varsa)


    Image hosted by Photobucket.com 

    Olcme ve degerlendirme uzerine....

    BAROMETRE ILE BIR BINANIN YUKSEKLIGI NASIL OLCULUR?

    Kisa bir sure once, benden bir fizik sinavi puanlamasinda hakemlik yapmami
    isteyen meslektasimdan cagri aldim. Meslektasim fizik sinavindaki bir
    soruya verdigi yanit nedeniyle ogrencilerinden birine "sifir" puan takdir
    etmisti.  Ogrencisi de "eger puan yontemi adil olsaydi, en yuksek puani
    alacagini" iddia etmekteydi.

    Meslektasim ve ogrencisi sonunda verilen yaniti, tarafsiz bir hakeme
    puanlatmak icin anlasmaya varmislardi. Hakem olarak da beni secmislerdi.

    Arkadasimdan cagriyi alir almaz, kendisine ugradim ve sinavda sorulan
    soruyu okudum: "Barometre yardimiyla yuksek bir binanin yuksekliginin ne
    sekilde saptanacagini gosterin."

    Ogrencinin yaniti da soyleydi: "Barometreyi alıp binanin en ust katina
    cikaririz. Barometrenin ucuna bir ip baglar ve yukaridan caddeye
    sarkitiriz. Tekrar ipi yukari ceker ve ipin uzunlugunu olceriz. Ipin
    uzunlugu bize binanin yuksekligini verir."

    Yanit cok ilginicti, fakat ogrenciye bunun icin puan verilebilir
    miydi? Ogrencinin, soruyu tam ve dogru bicimde yanitladigindan, bu sorudan
    tam puan almak icin guclu bir nedene sahip oldugunu anladim.  Diger
    taraftan ogrenciye tam puan verilecek olursa, ogrenci fizik dersinden
    yuksek bir notla gececekti.  Yuksek bir not ise ogrencinin fizik dersiyle
    ilgili davranislari kazandiginin gostergesiydi, fakat sorunun yaniti onun
    fizik bildigini ortaya koymuyordu. 

    Bunun uzerine ogrenciye ayni soruyu bir daha yanitlamasini
    onerdim. Anlasmaya vardiktan sonra, ogrenciye soruyu yanitlamasi icin 6
    dakikalik bir sure tanidim ve yanitin icinde onun fizik dersinde kazandigi
    davranislari ortaya koymasi gerektigini soyledim. Bes dakika gecmesine
    karsin, ogrenci hicbirsey yazmamisti. Baska bir sinifta dersimin baslamak
    uzere oldugunu soyleyerek yanit vermekten vazgecip,gecmedigini
    sorudum; fakat ogrencinin cevabi:

    "Hayir vazgecmedim" seklindeydi.
    "Bu soruya verilebilecek pek cok yaniti oldugunu, bunlardan en iyisini
    secmeye calistigini" belirtti. Karistigim icin ozur dileyip, soruyu
    cozmeye devam etmesini soyledim.  Bir dakika sonra ogrenci yanitini verdi:

    "Barometreyi binanin en ustune cikaririm ve cati katindan asagi egilerek
    barometreyi birakirim. Birakir birakmaz kronometreyle zaman tutmaya
    baslarim. Barometre yere carpar carpmaz kronometreyi durdurur ve "S= ½ a
    t2 " (S esit bir bolu iki a t kare) formulu ile binanin yuksekligini
    hesaplarim."

    Bu yanit karsisinda, meslektasima devam etmek isteyip istemedigini
    sordum. Meslektasim ogrenciye hak ettigi puani verecegini soyledi. Tam
    yanlarindan ayrilirken ogrencinin  "pek cok yaniti
    bulundugunu" soyledigini hatirlayarak,diger yanitlarin neler oldugunu
    sordum.

    "Evet, barometre yardimiyle yuksek bir binanin yuksekligini bulmanin pek
    cok yolu vardir" dedi. "Ornegin,gunesli bir gunde disari cikar, hem
    barometrenin golgesini hem de barometrenin boyunu, daha sonra da binanin
    golgesini olcerek, basit bir oranlamayla yuksekligini bulabiliriz."

    "Cok guzel, diger yontemlerin nedir?" diye sordum.
    "Cok basit bir yontem daha var ki onu siz de begeneceksiniz. Bu yontemde,
    barometreyi elimize alir ve binanin merdivenlerinden en ust kata dogru
    tirmanmaya baslariz. Merdivenleri tirmanirken barometrenin boyu kadar
    duvarboyunca isaretleyerek ilerleriz. Daha sonra isaretleri sayariz ve
    isaretlerin sayisi bize barometrenin birimi cinsinden binanin yuksekligini
    verir. Bu yontem dogrudan olcmeye ornektir."

    Daha karmasik bir yontem isterseniz, bunun icin barometreyi bir ipin ucuna
    baglar ve sarkac gibi sallamaya baslarsiniz. Boylece en alt katta ve
    binaninen ustunde "g" degerini saptayabilirsiniz. Bu iki g degerinin
    farkindan ilke olarak binanin yuksekligini bulabilirsiniz."

    Sonunda ogrenci sozlerini su sekilde tamamladi:
    "Eger cozum icin, fizikle bir sinirlama getirmezseniz daha pek cok
    yanitbulunabilir. Ornegin,barometreyi alip alt kattaki kapicinin odasina
    gidersiniz. Kapiciya eger binanin yuksekligini size soyleyecek olursa
    barometreyi ona vereceginizi bildirir ve binanin yuksekligini
    ogrenebilirsiniz

    ------------------------------------------------------------------------
    Kaynak: Measurement and Evaluation in Education and Psychology.
    William A.Mehrens, Irvin J.Lehmann
    =====================================================================

    Image hosted by Photobucket.com



    October 02

    Talking about hello ve merhaba

     

      hello ve merhaba
          Hello,
      Welcome to my space. Actually it bothers me a little that anybody i don't know see my space.  By the way i just got photos and musics over here. But if you come to look at something, i hope you'r just going to like them...
       Enjoy it.....      
     
         
         Merhaba,
     Space'ime hosgeldiniz.. Insallah fotograflarimi ve muziklerimi begenirsiniz... Eger yorumunuzda olursa seve seve kabul ederim...    Space'imide severseniz gercekten mutlu olurum.....
      
        gorusmek uzere...
      Locations of visitors to this page               
                              Image hosted by Photobucket.comDurma!! sende bir şeyler karala buraya...lalelerdesolar@gmail.com

                                     Mesajlarınız Buraya!         BANA ULAŞMAK İÇİN BURAYA MAİL ATABİLİRSİNİZ::

     
    No list items have been added yet.