|
|
February 14 Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek...
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları
Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten
Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller
 September 28 KARANLIKTAYIM
Şimdi yoksun, seni dilediğim gibi düşünebilirim artık.
Tutar ellerini dilediğim gibi öperim artık uzun uzun.
Kimseler ayıplayamaz beni,
Yokluğunda seni nasıl sevdiğimi anlayamazlar.
İşte gözlerin, işte dudakların,
Senin olan ne varsa karşımda duruyor.
Seni dilediğim yere götürebilirim artık,
Sevdiğim şarkıları söyleyebilirim artık.
Dudaklarına ve sana hasret ellerimle okşayabilirim yanaklarını.
Bütün resimler sana benziyor hayret!
Bütün aynalarda sen varsın, bir yere gitsem,
Peşimden sen geliyorsun.
Biraz sonra beyaz bir kağıt ve içtiğim demli çayım olacaksın.
Kimse yokluğunda bu denli sevilmedi.
Her şey daha güzel ama ayrılığın adı kötüye çıkmış.
Yoksa bin yıl daha yaşamak isterdim
Ve seni bin yıl daha ayrılıklar içinde sevmek.
Ama biliyorsun ben de insanım,
Umutsuzluğa düştüğüm günler oluyor,
Ve hiç gelmeyeceksin sanıyorum.
O zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime.
Büyük bir yalnızlık sarıyor içimi,
Yalnızlığımdan utanıyorum.
Ben sevmesem ölürdüm,
Beni sevmesen bir çakıl taşıydım.
Şimdi duvar gibi sağırdım, ölümden acıydım.
Dünyayı bütün insanlara zindan ederdim
Beni bunca saracak ne vardı, kanıma girecek,
Göz bebeklerime oturacak bir şarkı gibi
Kulaklarımdan eksilmeyecek ne vardı…
Hiç karşıma çıkmasaydın,
bu kahrolası gözler görmeseydi seni vardı ?…
Belki karşımda değilsin yanılıyorum,
Bu gözler senin gözlerin değil aldatıyorlar beni…
Karanlığın gözleri olmalı bunlar
bana böylesine keder veren.
Gülmeyi, yaşamayı haram eden bir karanlığın gözleri olmalı
Öyleyse sen hiçbir yerde yoksun,
Sana hiçbir zaman yaklaşamayacağım.
Yalan bu geçici sevinç, bu nur, bu ışık,
karanlığın ortasında yanan bu gözler.
Ne dedimse inanma, seni değil, kendimi aldatıyorum.
Sen istediğin kadar varlığın taa kendisi ol,
Ölümsüzlüğün ta kendisi.
Ben günden güne yok olmaktayım.
Bütün ışıkları attım bir kenara anlıyor musun?
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz yine karanlıktayım…December 12
Dostluk neydi?
Bir ağacın altında oturup düşündüm, gün boyu;
bu ağaçlardı insanların acılarına ve hayallerine tanık..
kimbilir kimler altında oturup dinlendi bu ağaçların..kaç kişi göz yaşı akıttı?
kaç kişi fotoğraf makinesine gülümsedi ve poz verdi,bu ağaçların altında? Kimbilir..Yılların tanıklığını yapan ağaçlar.. dostluklarda bir çınar ağacı kadar sağlam ve uzun ömürlü olabilselerdi..ne güzel olurdu..
Dostluk, dostunun bir ömür boyu kalbinde yerinin olması, değimliydi?
Yada hissetmek her yaşadığı sıkıntıyı, çok uzaklarda olsa bile..
Sanırım artık dostluklar da kısa süreli..
hemencecik tüketiliveren dostluklar ve sevgiler aldı artık hayatımızı..
Bir anda oluşan ve yok olan dostluklar..
Gerçek dostluk neydi? Ve kimler dostluğunu koruyabiliyor yüreğinde..
Bir çınar ağacı kadar sağlam dostluklar var mı hayatımızda??...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
FİLİSTİN YARDIMI
www.stand.nl ' deki ankette Filistinli Müslümanlara yardımın kesilmesi konuşulmakta..
''ONEENS'' e oy vererek anketin seyrini değiştirelim! Allah için listenizdeki herkese gönderin!!
KEŞMİR'DEN PEMBE BİR ÇİÇEK
Keşmir'den bir başka Ami Vitale fotoğrafı daha… Yaşlı bir adam durgun sular üzerinde yüzen kayığında fotoğrafçıyı farkediyor… Yüzündeki çizgiler, gözlerindeki ışık yaşadığı birçok sıkıntının tanıkları gibi ama yaşlı adam ''o anda'' yaşadığı onca sıkıntının içinde hala çevresindeki güzellikleri görebildiğini anlatmaya çalışıyor. Elindeki pembe çiçeği objektife uzatıyor ve belki de ''hala umudu olduğunu'' anlatmaya çalışıyor.
Wanna married me!!!!!!! "?" ..loOol
Click Here For More
OKUMA YETENEĞİ
Bir ignliiz üvnseritsinede ypalaın arşaıtramya gröe, kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brincii ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyş. Ardakai hfraliren srısaı krıaşk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btün oalark oykuorumuşz. Bakın nasıl da düzgün okudunuz..!
Hiç zorlanmadınız değilmi!!
Ardahan’ın küçük bir köyü ve su taşıyan çocuklar..
temiz yüzlerinde doğanın izleri.
Şimdi hava güzel ve su taşımak bir oyun onlar için,
ya kar beyaza örttüğünde her yeri?
O soğukta kovaların ağırlığını taşıyabilecek mi küçük elleri ,
morarırken elleri hangi duaları geçirecekler içlerinden kimbilir,
kimbilir hangi hayaller ısıtacak yüreklerinizi?..
onların hayalleri vardır yüreklerini ısıtan, onların umutları vardır avuçalarında, katıksızdır sevgileri, kirlenmemeiş çocuk dünyalarında toz pembbedir heryer karbeyazda olsa, sular buz da tutsa,yine çiçekler açar dünyalarında.
ama biraz büyüyünce hep çocuk olmayı özleyecekler, çünkü elleri üşüyecek su taşımasalarda...
November 02
BU DA BENİM KARDEŞLİK LOGOM...SPACE'NİZE EKLEYEREK KARDEŞ OLABİLİRSİNİZ..
  
 
"Hayatı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir."
SİTEMİ GEZİN AMA İÇİNE DÜŞMEYİN!
 October 19 90/10 nun SIRRI
90/10 Sırrını keşfedin. Bu hayatınızı değiştirecek. Bir örnek verelim:
Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz.Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde Kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 50 km hız sınırlaması olmasına rağmen, saatte 70 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız sınırını aştığınız için ödediğiniz 160.000.000,TL'lık trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size " Hoşcakal " demeden binaya koşuyor. İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz.Eve ulaştığınızda eşiniz ve Kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.
Neden?
Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün geçirdiniz?
A) Kahve sebep oldu B) Kızınız sebep oldu C) Polis sebep oldu D) Siz sebep oldunuz
Cevap " D " şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.
Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu. Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi. Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe " Tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek " diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz ise gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor. Farka bakın! İki farklı senaryo. İkisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti. Neden? 90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır. Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve başağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir? Hayatın %10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer %90'ına ise, sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir.
İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu % 10'luk kısım tamamen bizim kontrolumüz dışında gerçekleşir. Diğer % 90'lık kısım farklıdır. Diğer % 90'lık kısmı siz belirlersiniz. Nasıl? Olaylara yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak.Gerçekten olanların % 10'unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer % 90'ı ise, sizin tepkinizle belirlenir.
TURK OSCARS ADAYI
 

BU PROĞRAMI SENDE BİR DENE LÜTFEN!!
İÇLERİNE SAKLAYALIM
İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış... Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. ''Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler'' diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü. Kimisi'' Everest'in tepesine saklayalım'', kimisi ''Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş. Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi, sigara paketi, lale bahçesi... Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş.. Derken meleklerden biri '' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş. ''Kimsenin aklına gelmez içine bakmak'' İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış... Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü... Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk. Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde...... Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun. Siz dışını boş verin, içine bakın... October 17
Dostluk.... yaşanmış aşkların bilinç altındaki dürtüsünü yenebilmek...ve yaşanabilmesini sağlamak için takılan bir maske değil.. karşıdan maddi faydalanmanın bir aracı hiç değildir. Dostum.... içimi kapkara bulutlar kapladığında, başımı omuzuna yaslayabileceğim.. onun içindeki kara bulutlar yüreğini kararttığında, başını omuzuma yaslayabilecek insandır. Dostum.... sıkıntıdan ellerim buz gibi olduğunda,ellerimi tutarak, sevgisi ile taaa yüreğime kadar ısıtabilecek... sıkıntıdan onun elleri buz gibi olduğunda,ellerini tutarak, sevgim ile taaa yüreğine kadar ısıtabileceğim insandır. Dostum.... işyerinde; bir fincan kahvenin içimi süresince, "gönül ne bir dost ister, ne kahvehane..." "gönül bir dost ister, kahve bahane...."diyen satırları hatırlayıp... hayatın minicik bir parçasını paylaşabileceğim insandır. Dostum.... bazen aynı"walkmen"de bir şarkıyı, bir türküyü; bazen internetin sanal evreninde... bir kaç satır fıkrayı, şiiri.. kokusunu almasak bile, sanal bir gülü.... paylaştığımız insandır. Dostum.... onun sosyal veya bürokratik tabakasından... cüzdanının kalınlığından, cinsiyetinden, inancından, mezhebinden önce.... İNSAN OLDUĞU İÇİN SEVDİĞİM.... VE BENİ İNSAN OLDUĞUM İÇİN SEVEN İNSANDIR!!!!
|
|
|
|
|
|
|
Özlü Sözler
|
|
Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamiyorsun?
| |
Felaketin bir iyiligi varsa, oda hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır...!
|
Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batiyor demektir
Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur.
Çok konuşan az iş yapar.
Hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz.
İnsanları banka hesaplarının büyüklüğüyle değil, kalplerinin büyüklüğüyle ölç...
Uçurtmalar, rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.
Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.
"Hayatı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir."
"Akıl susunca düşünce durur, düşünce durunca, hareket durur, hareketsizlik, çürümenin eşiğidir."
"Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı bilmeyiz"
"Kelimelerin gücünü bilmiyorsan insanların kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!"
"İlerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız, bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...!"
Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı. (MARTİN LUTHER KİNG)
Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir’, iyi işler yapan yararlı kişilerin, çevresindekilerce benimseneceği, onlarla bütünleşeceği anlamındadır.
eline beline diline sahip ol.... bin kere mazlum ol ama bir kere zalim olma...
Gücümüzü hırlaşmak için degil birleşmek için kullanmalıyız.
Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.
Iyilik yapmasını bilmiyorsan hiç olmazsa kötülük yapma.
Sırrını saklarsan o sana esir olur, yayarsan sen ona esir olursun.
Hayat, inanmak ve mücadele etmektir (Hz. Hüseyin)
Bilen insanla dost ol, çünkü seni aydınlatır. Bilgisiz insanlarla dost ol çünkü sen onları aydınlatırsın. Bilmedigin bilmeyenlerden hemen uzaklaş çünkü onlar Seni APTALLAŞTIRIR...
Gerçegi insanların ölçüsüyle degil, insanları gerçegin ölçüsüyle tanı. (Hz. Ali)
Atılan ok geri dönmez’, bir işe girişmeden, iyice düşünme gereğini dile getirir.
Haksızlık önünde egilmeyin; hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali)
Haklı isen korkma, Hak seni korur. (Hz. Ali)
İnsanlarla öyle iyi geçinin ki; düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar. (Hz. Ali)
Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. (Hz. İsa)
Bir insana gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin ya da kendini.
Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.
Asla birilerinin umudunu kırma, belki de sahip oldukları tek şey odur...


| Your Japanese Name Is...
|
Yoshi Shigenoi |
|
|
|
Birisine seni seviyorum deme firsatını asla kaçırma - Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret - Sıkı tokalaş - İnsanlarin gözlerinin içine bak - İlk önce sen merhaba de - Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun - Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran - Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil - Sevinçleri erteleme - Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap - Sana uzatılmış bir eli daima kabul et - Hatalarını kabul et - Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz - Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır - Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur - Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle - Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle - Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak - Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın - Sevginin gücünü asla küçümseme - Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti - Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene - Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme - Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul - Aynı hatayı iki kez yapma - Olabildiginden fazla sevecen ol - İnsanlara üçüncü bir sans verme ikide kal - Tanıdıgın en olumlu ve coşkulu insan sen ol - Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler. - Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir. - Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. - Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur. - Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur. - Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır. - Senden iyilere yerini vermesini bil. - Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır. - Küçük insanların büyük gururları olur. - Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir. - Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir. - Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir. - Kazanacaklarına inananlar kazanırlar. - İnsan olmayan, insanın değerini bilmez. - İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes. - Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma. - Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek. - Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir. - Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz. - Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz. - Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur. - En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır. - Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar. - Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini. - Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir? - Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir. - Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar. - Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun. - İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar. - Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir. - Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır. - Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz. - Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler. - İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir. - Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir. - Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı. - Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır. - Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar. - Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır. - Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir. - Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır. - Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır. - İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan. - Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır. - En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır. - Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin. - İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir. - Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir. - İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar. - Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz. - Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir. - Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür. - Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır. - Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir. - İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar. - Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin. |
 
October 15
Güneydoğu Asya Depremi Haydi Yardıma
Pakistan depremi ve kardeş ülkenin benzer kaderi : Arkadaşlar biz bu depremi yaşadık ve acıyı en çok biz hissederiz haydi kardeşlerimize yardıma..
|
Pakistan’ı vuran 7,6 büyüklüğündeki depremin bilançosu giderek ağırlaşıyor. Merkez üssü Pakistan’ın Keşmir bölgesi olan depremde ölü sayısının 40 bine yaklaştığı bildiriliyor. Ölenlerin çoğu çocuk!
Depremde birçok okulun yıkıldığını ve binlerce çocuğun hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bütün bir nesil kaybedildi. Kurbanların çoğu okullu çocuk” ifadesini kullandı.
Dost ve kardeş ülke Pakistan’ı bu zor günlerinde yalnız bırakmak istemeyen ve yardım eli uzatmayı düşünen vatandaşlarımız, Türk Kızılayı’nın tüm bankalarda bulunan 2868no’lu hesaba bağışta bulunabilir ya da tüm GSM operatörlerinden 2868’e kısa mesaj atabilirler.
|
|
|
|
|
Güney Asya'da Pakistan ve Hindistan'ı vuran deprem sonucu özellikle yüksek katlı binalar saniyeler içinde yıkıldı, kimi ilçeler haritadan silindi. Türkiye birçok ülkeye yardım ettiği gibi yine yardım elini en hızlı bir şekilde uzatan ükelerin başında geliyor. Pakistan'da Türkiye'nin kara gün dostu olmuştu... 17 Ağustos depreminde ilk yardım gönderen ülkelerin başında geliyordu...
Türk Kızılay'ının başlattığı kampanyada GSM ile 50 kontör karşılığı yada bankalarda 2868 hesap numarasına bağışta bulunarak sizde o insanlara yardım elinizi uzatabilirsiniz!
Yardımlarınızı Türk Kızılayı'nın çalışmalarına destek olmak için aşağıda ismi geçen bankalarda açılan 2868 no'lu hesaplara yatırabilirsiniz.



PAKİSTAN İÇİN BAKIN BU RESME..
ARKADAŞLAR LÜTFEN EMEĞE SAYGI
Başka MSN Alanlarından Alıntı Yapmak Çoğu insan başka sayfalardaki yazıları kendi MSN alanında yayınlarken, bahsi geçen sitedeki yazıyı kopyalayarak kendi sayfasında yazı yazdığı bölüme kopyalayarak yayınlıyor. Bu durumda alıntı yaptığınız kişinin emeğini göz ardı etmekle kalmıyor, aynı zamanda başkalarının düşünce ve yazılarını, kendi düşünce ve yazılarınız gibi hitap ettiğiniz kişilere sunmuş oluyorsunuz. Halbuki kopyalayıp yapıştırmaktan çok daha kolay bir biçimde, kaynak da göstermiş olarak başkalarının sayfasından alıntı yapmanız mümkün. Bunu gerçekleştirmek için gerçekleştirmeniz gereken adımlar oldukça basit:
1) Öncelikle kullanıcı adı ve şifrenizle MSN Alanınıza giriş yapın.
2) Ardından alıntı yapmak istediğiniz sayfanın ismini tarayıcınıza yazıp bu sayfayı açın.
3) Bir sonraki adımda açılan sayfada alıntı yapmak istediğiniz yazının sağ alt köşesinde bulunan "Blog it" yazısına tıklayın.
4) Bu adımdan sonra kendi sayfanızın giri girilen kısmında alıntı yapmak istediğiniz yazı çıkacak, bu aşamadan sonra "Publish Entry" butonuna tıklayarak kaynak gösterilmiş bir biçimde bu kişinin yazısını yayınlamış olursunuz.
NOT:
BU ALINTI http://spaces.msn.com/members/dedektif/
SAYFASINDAN YAPILMIŞTIR. ETİK DAVRANIŞINDAN DOLAYI KENDİSİNİ KUTLARIM...
İŞTE BU DA BENİM FLASH OYUNLARIM. GERÇİ BOYUT SINIRLAMASINDAN DOLAYI ÇOK BASİT OYUNLAR AMA YİNEDE DENEMENİZİ TAVSİYE EDERİM.
MAYMUN ROGİ STRES KÖŞEŞİ PİN PON
October 12
SON YAPRAK
SEVMEK VE SEVİLMEK
Seni seviyorum demek
Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı.
Hiçbir zaman böylesine
Sevip sevilmemişti bu yürek
Yüreğinde bana ve sevgime yer var mı ?
Varsa eğer o zaman yukarıya bak.
Ben ordayım her zaman yanındayım.
Gündüz güneşimle gece ayımla
Kimsenin ısıtamadığı ışık veremediği
Sıcaklığımla ışığımla hep saracağım seni
Bazen bir umut olmalıyım yüreğinde
Güzel yarınlarında gerçekleşmeyi bekleyen
Sonra bir hayal düşüncelerinde seni başka alemlere götüren
Karanlık düşüncelerindeki
SON YAPRAK olmalıyım ben
Hiç solmayan bir yaprak seni doyasıya yaşamalıyım duygularımla
Seni hissetmeliyim her nefes alışımda
Yağmur olup üstüne yağmalıyım
Her damlası benim sana olan sevgimdir ıslanmalısın sevgi yağmurlarında
Aydınlığın olmalıyım buğday sarısı güneşimle
Senin üzerine doğmak hayatı sana ve kendime mutluluk verecekse yaşamak güzeldir ben senin vazgeçemediğin
Gök yüzün olmalıyım
Ne sen beni unutmalısın nede ben sensiz dünyayı kucaklamalıyım
Seni seviyorum demek hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı
Hiçbir zaman bu kadar içten sevilip sevmemişti bu yürek
Şimdi o güzelliği seninle yaşıyorum
Ve seni çok seviyorum....................
Not sevgi ille de aşk değildir istediğin istikamet de kullanabilirsin ama benimki dost sevgisidir bu şiirimin manasını hatırlatmak istedim tüm dostlarıma


|
| |
.ASK ERTELENMEZ. LÜTFEN OKUYUNN!!
1995'te dershanenin kapisinda gözgöze geldik. Ben o sirada kahkahalarla gülüyordum. Ama onun yakisikliligida gözümden kaçmamisti. Arkadasimin kuzeniydi. Bu ilk karsilasmadan on gün sonra arkadasim "Mustafa senin gülüsüne hayran olmus seninle tanismak istiyor, ne dersin?" diye sordugunda "Olur, tanisalim" dedim. Ertesi gün bir kucak dolusu gül ile gelmisti. Bir hafta sonra bana evlenme teklif etti. Bende "Bu denli yakisikli ve zengin biri neden beni sevsin? O bir heyecan yasiyor ve bitecek" düsüncesi halimdi ve sevgisine güvenmedigimi iddia ederik ""Hayir" dedim. Üzüldü, haftalarca teklifini yineledi. Ben reddettim. Çünkü yüregimi degil mantigimi dinliyordum. "O çok zengin, ben orta halli biraileden geliyordumi, oüniversite mezunu, ben hala sinava hazirlaniyordum , o çok yakisikli ben ise güzel ama sisman bir kizim". O ise teklifini yinelemekten yilmadi. Beni sevdigine, aramizda bir fark olmadigina inandirmaya calisiyordu. Bu sekilde tam üc sene gecti... 1998'in bir persembe günü ötobüs duraginda beklerken omzuma bir el dokundu. Arkami döndügümde Mustafa ile karsilastim. Yaklasik bir senedir sadece telefonda görüsmüstük. Çünkü her bulusmak istediginde bir bahane bulup onu atlatiyordum yüz yüze gelirsek yüregime yenilmekten korkuyordum. Mantigimin esiri olmustum. Onu karsimda görünce dayanamadim boynuna sarildim. Hayatimda biri olup olmadigini sordu, "Yok" dedim ve bana yine evlenme teklif etti. Ona düsünmek istedigimi söyledim. Bu arada pazar günü ÖSS sinavina yeniden girecegimi ve okulun yerini söylemistim ama adini söylememistim. Pazar sabahi sinava girecegim okulun kapisinda beni kucak dolusu gülle bekliyordu. Arastirip sinava girecegim okulu bulmus ve bana sans dileme için oraya gelmisti. Bu sevgiyi daha fazla ertelememeye karar verdim "Teklifini düsündüm artik karin olmak istiyorum. seni çok seviyorum" diyerek onu öptüm. Dünyalar benim olmustu sankiii. Sinavdan sonra eve telefon açtigini anne ve babasinin bizi bekledigini söyledi. Kiramadim ve ailesi ile tanismaya gittim. Günün süprizi ise annesinin genç kizken Mustafa'nin babasi tarafindan kendisine hediye yüzügünü bana verip "Bunu söz yüzügü olarak takmani istiyorum, en kisa zamanda da nisaninizi yapariz" demesiydi. Ve ben o gün o evden Mustafanin sözlüsü olarak ciktim. Hersey bir anda gelisiyordu. 2 Nisan aksami beni istemeye gelecekler ve nisan yapilacakti. Önümüzdeki 2 günü cilginlar gibi dolasarak gecirdik. Planimiza göre en gec mayis sonunda evlenmis olacaktik. Oturacagimiz evin renginden, mobilyalarina varana kadar bir sürü karar aldik. Iki aile cilginca bir kosusturma icindeydi. 1 Nisan Çarsamba günü alyanslarimizi almak icin bulusacaktik. Öglen arayip isi oldugunu ve gecikecegini söyledi. ona sakin olmasini söyleyip hastaligini hatirlattim ve bana "Seni Seviyorum" Deyip telefonu kapatti. Saatler sonra ablasi aradi. Mustafa'nin kötü bir astim krizi gecirdigini, Durumunu agir oldugunu ve acile kaldirildigini söyledi.kulaklarima inanamadim ve bunun 1 Nisan sakasi oldugunu zannettim. Yol boyunca bunun saka oldugunu tekrarliyor, hastanenin kapisinda beni çiceklerle karsiliyacagini hayal ediyordum ama hayalim degil ablasinin söyledikleri gercekti. Hastanenin kapisinda beni Mustafa'nin küzeni Hakan karsiladi. Yüzü bembeyazdi. Ne oldugunu sordugumda "Yok Artik Birsey, Mustafada yok, o öldü" dedi. Inanamiyordum çigliklar atarak hastanenin içinde kosmaya basladim. Yogun bakimin kapisina geldigimde herkes perisandi ve onlar gerçekti. Büyük sevdam, gercek Askimi mutluluk kaynagim ölmüstü. Bombos ve soguk bir odanin icinde bir sürü beyaz örtülü yataktan birinin üstünde üzerinde beyaz çarsaf örtülmüs bir sekilde yatiyordu. Son hatirladigim ise çarsafi kaldirdigimda gülümseyen bir yüzle son nefesini vermis askimin yüzüydü. " Bir gün olsun seni parmaginda, benim yüzügümle göreyim, ölsemde gülerek ölürüm" sözleri en büyük istegiydi. Mustafa yasama veda edeli tam 5 sene oldu. Ve ben hala sevdami bu denli erteledigim ve onunla geçirebilecegim sayisiz güzel güne yazik ettigim, yüregimi degil mantigimi dinledigim için kendimi affetmedim ve asla affetmeyecegim... Lütfen sevdanizi ertelemeyin, mantiginiz yada gururunuz yüzünden yasanabilecek mutlu günlere yazik etmeyin. Çok pisman olabilirsiniz ama unutmayin son pismanlik fayda etmez....
GİDİYORUZ AMA NEREYE?
|
GİDİYORUZ AMA NEREYE?
October 09 NEDEN SENDE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞMIYORSUN...BANA YAZABİLİRSİN!!
>>>>>80 liler geçişin çocuklarıyız biz.
Analog ve dijital çağı biz bağladık birbirine.Belkide dünyadaki son mutlu kuşak da
bizlerdik..EX nedir AIDS nasıl bulaşır bilmezdik ihtiyaç da duymazdık
zaten. Biz terli terli su içmemek ve ilaçlı çağla-badem lere dalmamamız
konusunda dikkat göstermemiz gerekiyodu. Evdeki Atari 800 XL mizin
joystick ini fazla hırpalamamız gerektiğini hatırlamalıydık.Biz geçişin
>>>>>çocuklarıydık.Mutluyduk ta.Mabel sakız tadında
hayatlara.:] >>>>>Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983
doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor, "gençlik" onlara deniyor.
>>>>>Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya,
Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.
>>>>>Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.
>>>>>AIDS doğduklarından beri var.CD doğduklarından beri var.
>>>>>Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.
>>>>>Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.
>>>>>Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar.
>>>>>Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.
>>>>>Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu
ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar.
>>>>>Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.
>>>>>Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz
Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.
>>>>>Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini
düşünemezler bile.Pac-Man'i bilmezler.
>>>>>Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.
>>>>>Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve
uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değiştirileceğini bilmezler.
>>>>>Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.
>>>>>Sadece tek bir kanalın günün belirli saatlerinde yayın
yaptığı dönemlerde dinozorların da yaşadığını düşünürler.
>>>>>Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.
>>>>>Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.
>>>>>John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı
olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahı olabildiğini hayal
>>>>>Ve bizlerin de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl
yaşayabildiğimize akıl erdiremezler..
>>>>>Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....
>>>>>Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsan. Artık
dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya
ihtiyacın varsa. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat
oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsan. Çocukların ellerinde cep
telefonlarını görünce kafanı sallıyorsan. İşine her geçen gün daha çok
bağlanıyorsan. . Zaman zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yaşadığınız
komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yad ediyorsan.
>>>>>Ve bu maili okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarınıza
iletmeyi ve onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsan..;)))))
>>>>>Kabul etsen de etmesen de yaşlanıyorsun,,,.


BANA ULAŞAN KISA YOLLAR >Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi
>Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en
>meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,
>halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir
>Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar
>Üzüntüyle ustasına gitmiş.
>Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış..
>Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş
fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile
>birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri
>düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.Öğrenci
>Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle
>ustasına koşmuş.
>Usta ressam şöyle demiş:
>"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir
>eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında
>yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde
>onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim
>Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.
>karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma."

 ABİ BİZİ VÜRÜS ZANNEDİYOLAR AMA YOK ÖYLE BİŞEY YAHU.. KİM UYDURMUŞ..

Bir Öğrenci Evinin Anatomisi
Öğrenci evlerinin ilginç yanları...
· Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.
· Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.
· Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?)
· Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.
· Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.
· Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.
· Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)
· Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.
· Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.
· Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.
· Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.
· Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.

ARKADAŞIMDAN BİR ALINTI
|
Loop niet weg
|
|
|
|
Loop niet weg van je klanten
als je wat wilt verkopen.
Loop niet weg van de nacht
als je om de maan vraagt.
Loop niet weg voor de doornen
als je om een roos vraagt.
Loop niet weg van jezelf
als je de Geliefde zoekt.
ONA BU ÇEVİRİSİNDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYORUM..
Sevgiliniz çok güzel bir sarışındı ve sizden ayrılmak istediğini söyledi... Boşverin... Aşağıdaki yazıyı okuyun, rahatlayın... >> >> >> >>*Sarışın bir pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: "6 parçayamı böleyim, 8 >>parçaya mı?" >>Cevap: -"6'ya böl sekiz parçayı bitiremem". >> >>*Sarışına arabanın sinyalinin yanıp yanmadığını sorduğunuz zaman >>nasıl cevap verir? >>Cevap: - Yanıyor, söndü, yandı, söndü, yandı, söndü... >> >>*Sarışınlar neden "11" sayısını yazamaz? >>Cevap: Hangi 1'i önce yazması gerektiğini karar veremediği için... >> >>*Pazar sabahı sarışının gülmesini nasıl sağlarsınız? >>Cevap: Cuma akşamından bir fıkra anlatarak. >> >>*Sarışınlar kuşu nasıl öldürmeye çalışır? >>Cevap: Balkondan aşağı atarak. >> >>*Sarışınlar balığı nasıl öldürürler? >>Cevap: Suda boğarak... >> >>*Saçını siyaha boyatan sarışına ne denir? >>Cevap: Yapay zeka >> >>*Beyninin yarısı olmayan sarışına ne denir? >>Cevap: Zaten bir işe yaramıyordu... >> >>*Bir sarışının bir başka sarışının kulağına üflemesine ne denir? >>Cevap: Bilgi transferi
>>*Kömürlükteki iskelete ne denir? >>Cevap: Geçen yılın sarışınlar arası saklambaç turnuvası >>şampiyonu...
>>*Sarışına kazaların %90'ının evde olduğunu söylerseniz ne yapar? >>Cevap: Hemen taşınır.
>>*Sarışının en çok söylediği cümle nedir? >>Cevap: Ay bilemiyorum...
>>*Doktor sarışına hamile olduğunu söyleyince, sarışın neder? >>Cevap: Benden olduğuna emin misin?
>>*Zeki bir sarışın nedir? >>Cevap: Çelişki.
>>*Sarışının beyin hücresi nasıl olur? >>Cevap: Yalnız...
>>*İki beyin hücresi olan sarışına ne denir? >>Cevap: Gebe
>>*Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız? >>Cevap: Üstündeki puldan
>>*Bir sarışını susturmak için ne yapmalı? >>Cevap: Ne düşünüyorsun? diye sormalı.
>>*Sarısın ile bir saksı balkondan düşerse önce hangisi yere varır? >>Cevap: Saksı!!! Çünkü sarışın arada durup yolu sorar.
>>*Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı? >>Cevap: Kulağına fener tutmalı.
>>*Sarışının beyni nasıl yıkanır? >>Cevap:Bir damla su ile.
>>*Bir sarışının beyin hücresi neden ölür? >>Cevap: Yalnızlıktan.
>>*Zekasının %90'ını kaybetmiş sarışına ne denir? >>Cevap: Boşanmış.
>>*Sarışın çivi çakarken parmağını niye çivinin üstüne koyar? >>Cevap: Çıkan sese dayanamadığı için.
>>*Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor? >>Cevap: Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor.
>>*Sarışının gözlerine derin derin bakınca ne görürsünüz? >>Cevap: Yerine, beyninin olması gereken boşluğu.
...Merska...-Ozgurluge Hasret-... |
>Japonya'da bir çocuk > > 10 yaslarindayken birtrafik kazasi geçirmis ve sol kolunu kaybetmis. Oysa çocugun büyük bir ideali varmis . > > Büyüyünce iyi bir judo ustasi olmak istiyormus. > > Sol kolunukaybetmekle > > birlikte, bu hayali de yikilan çocugunun büyük bir depresyona girdigini gören babasi, > >Japonya'nin ünlü bir Judo ustasina gidip yapilacak bir seyin olup > > olmadigini sormus.. > > Hoca: > > - Getir çocugu bir bakalim,demis. > > rtesi günbaba-ogul varmislar hocanin yanina.. > > Hoca çocugu süzmüs ve tmam demis > > yarin esyalarini getir, çalismalara basliyoruz. > > Ertesi gün çocuk geldiginde hocasi ona bir hareket göstermis ve çalis demis. > > Çocuk bir hafta ayni > > hareketi çalismis.. Sonra hocasinin yanina gitmis. > > - "Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormus. > > Hocanin cevabi > > -Çalismaya devam et olmus.. >. > 2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yilini doldurmus.. > > Çocuk bu bir yil boyunca hep o ayni > > hareketi tekrarlamis. Hocanin yanina tekrar gitmis: > > - Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska hareket > > göstermeyecek misiniz? > > - Sen ayni hareketi çalis oglum . > > Zamani gelince yeni harekete geçeriz.. > > 2 yil ,3 yil, 5 yil derken çocuk judodaki 10. yilini doldurmus. > > .Bir gün hocasi yanina gelip. > > -"Hazir ol ! " demis.. > > "Seni büyük turnuvaya yazdirdim.Yarin maça çikacaksin!" > > Delikanli sok olmus.. Hem sol kolu yok hem de judo da > > bildigi tek hareket var. > > Ünlü judocularin katildigi turnuvada hiçbir sansinin olmayacagi düsünmüs > > ama hocasina saygisindan ses çikarmamis. > > Turnuvanin ilk günü delikanli ilk müsabakasina çikmis. > > Rakibine bildigi tek hareketi yapmis ve > > kazanmis. Derken.. ikinci , üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final... > > Finalde delikanlinin karsisina ülkenin son on > > yilin yenilmeyen sampiyonu çikmis. > > .Tam bir üstat delikanli dayanamayip > > hocasini yanina kosmus.. > > -Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama > > rakibime bir bakin hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildigim > > tekbir hareket var..bu kadar bana yeter.. bari çikip ta rezil olmayayim > > izin verin turnuvadan çekileyim.. > > -Olmaz demis hocasi. Kendine güven, çik dövüs. > > Yenilirsen de namusunla yenil. > > Çaresiz çikmis müsabakaya. > > Maç baslamis. Delikanli yine bildigi o tek hareketi yapmis > > ve > > tak ! Yenmis rakibini, sampiyon olmus. > > Kupayi aldiktan sonra hocasinin yanina kosmus: > > Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve bildigim tek bir hareket var. > > Nasil oldu da ben kazandim.? > > -Bak oglum 10 yildir o hareketi çalisiyordun. > > O kadar çok çalistin ki , > > artik yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, > > ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi vardir. > > Onun için de rakibinin > > senin sol kolundan tutmasi gerekir! > > Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi: > > Insanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en güçlü taraflari > > olabilir: yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin!...
Arkadaşım merska'ya bu yazısından dolayı teşekkür ediyorumm..
|
|
|
|
Kötü karakterli bir genç varmış.
Bir gün babası ona : çivilerle dolu bir torba vermis."arkadasların ile tartışıp kavga ettigin zaman her sefer bu tahtaperdeye bir çivi çak"demis.Genç, birinci gün tahtaperdeye 37 çivi çakmış. sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi cakmış.Nihayet bir gün gelmis ki hiç çivi çakmamış.Babasına gidip söylemis. Babası onu yeniden tahtaperdenin önüne götürmüs. Gence"bugünden baslayarak tartışmayıp kavga etmedigin her gün için tahtaperdelerden bir çivi çıkart, sök" demis. Günler geçmis. Bir gün gelmis ki her çivi çıkaılmış.Babası ona "aferin iyi davrandın ama bu tahtaperdeye dikkatli bak. Artık çok delik var.Artık geçmisteki gibi güzel olmayacak" demis. Arkadaslarla tartışıp kavga edildigi zaman kötü kelimeler söylenilir.Her kötü kelime bir yara(delik)bırakır.Arkadasına bin defa kendisini affettigini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak(kapanmayacak). Bi Bir arkadas ender bir mücehver gibidir.Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duydugunda yardımcı olur seni dinler sana yüregini açar" demis. Sen de arkadaslarına bu Maili gönder,sana gönderene bile gönder. E mail sana döndügü zaman ne kadar arkadasın var ögreneceksin. Sana iyi bir arkadaslık haftası diliyorum.Senin arkadaslığın için çok tesekkür ediyorum .Senin tahtaperdene koydugum çivi için beni….
>>>>affet.(eğer varsa)
Olcme ve degerlendirme uzerine....
BAROMETRE ILE BIR BINANIN YUKSEKLIGI NASIL OLCULUR?
Kisa bir sure once, benden bir fizik sinavi puanlamasinda hakemlik yapmami isteyen meslektasimdan cagri aldim. Meslektasim fizik sinavindaki bir soruya verdigi yanit nedeniyle ogrencilerinden birine "sifir" puan takdir etmisti. Ogrencisi de "eger puan yontemi adil olsaydi, en yuksek puani alacagini" iddia etmekteydi.
Meslektasim ve ogrencisi sonunda verilen yaniti, tarafsiz bir hakeme puanlatmak icin anlasmaya varmislardi. Hakem olarak da beni secmislerdi.
Arkadasimdan cagriyi alir almaz, kendisine ugradim ve sinavda sorulan soruyu okudum: "Barometre yardimiyla yuksek bir binanin yuksekliginin ne sekilde saptanacagini gosterin."
Ogrencinin yaniti da soyleydi: "Barometreyi alıp binanin en ust katina cikaririz. Barometrenin ucuna bir ip baglar ve yukaridan caddeye sarkitiriz. Tekrar ipi yukari ceker ve ipin uzunlugunu olceriz. Ipin uzunlugu bize binanin yuksekligini verir."
Yanit cok ilginicti, fakat ogrenciye bunun icin puan verilebilir miydi? Ogrencinin, soruyu tam ve dogru bicimde yanitladigindan, bu sorudan tam puan almak icin guclu bir nedene sahip oldugunu anladim. Diger taraftan ogrenciye tam puan verilecek olursa, ogrenci fizik dersinden yuksek bir notla gececekti. Yuksek bir not ise ogrencinin fizik dersiyle ilgili davranislari kazandiginin gostergesiydi, fakat sorunun yaniti onun fizik bildigini ortaya koymuyordu.
Bunun uzerine ogrenciye ayni soruyu bir daha yanitlamasini onerdim. Anlasmaya vardiktan sonra, ogrenciye soruyu yanitlamasi icin 6 dakikalik bir sure tanidim ve yanitin icinde onun fizik dersinde kazandigi davranislari ortaya koymasi gerektigini soyledim. Bes dakika gecmesine karsin, ogrenci hicbirsey yazmamisti. Baska bir sinifta dersimin baslamak uzere oldugunu soyleyerek yanit vermekten vazgecip,gecmedigini sorudum; fakat ogrencinin cevabi:
"Hayir vazgecmedim" seklindeydi. "Bu soruya verilebilecek pek cok yaniti oldugunu, bunlardan en iyisini secmeye calistigini" belirtti. Karistigim icin ozur dileyip, soruyu cozmeye devam etmesini soyledim. Bir dakika sonra ogrenci yanitini verdi:
"Barometreyi binanin en ustune cikaririm ve cati katindan asagi egilerek barometreyi birakirim. Birakir birakmaz kronometreyle zaman tutmaya baslarim. Barometre yere carpar carpmaz kronometreyi durdurur ve "S= ½ a t2 " (S esit bir bolu iki a t kare) formulu ile binanin yuksekligini hesaplarim."
Bu yanit karsisinda, meslektasima devam etmek isteyip istemedigini sordum. Meslektasim ogrenciye hak ettigi puani verecegini soyledi. Tam yanlarindan ayrilirken ogrencinin "pek cok yaniti bulundugunu" soyledigini hatirlayarak,diger yanitlarin neler oldugunu sordum.
"Evet, barometre yardimiyle yuksek bir binanin yuksekligini bulmanin pek cok yolu vardir" dedi. "Ornegin,gunesli bir gunde disari cikar, hem barometrenin golgesini hem de barometrenin boyunu, daha sonra da binanin golgesini olcerek, basit bir oranlamayla yuksekligini bulabiliriz."
"Cok guzel, diger yontemlerin nedir?" diye sordum. "Cok basit bir yontem daha var ki onu siz de begeneceksiniz. Bu yontemde, barometreyi elimize alir ve binanin merdivenlerinden en ust kata dogru tirmanmaya baslariz. Merdivenleri tirmanirken barometrenin boyu kadar duvarboyunca isaretleyerek ilerleriz. Daha sonra isaretleri sayariz ve isaretlerin sayisi bize barometrenin birimi cinsinden binanin yuksekligini verir. Bu yontem dogrudan olcmeye ornektir."
Daha karmasik bir yontem isterseniz, bunun icin barometreyi bir ipin ucuna baglar ve sarkac gibi sallamaya baslarsiniz. Boylece en alt katta ve binaninen ustunde "g" degerini saptayabilirsiniz. Bu iki g degerinin farkindan ilke olarak binanin yuksekligini bulabilirsiniz."
Sonunda ogrenci sozlerini su sekilde tamamladi: "Eger cozum icin, fizikle bir sinirlama getirmezseniz daha pek cok yanitbulunabilir. Ornegin,barometreyi alip alt kattaki kapicinin odasina gidersiniz. Kapiciya eger binanin yuksekligini size soyleyecek olursa barometreyi ona vereceginizi bildirir ve binanin yuksekligini ogrenebilirsiniz
------------------------------------------------------------------------ Kaynak: Measurement and Evaluation in Education and Psychology. William A.Mehrens, Irvin J.Lehmann =====================================================================

October 02
hello ve merhaba
Hello,
Welcome to my space. Actually it bothers me a little that anybody i don't know see my space. By the way i just got photos and musics over here. But if you come to look at something, i hope you'r just going to like them...
Enjoy it.....
Merhaba,
Space'ime hosgeldiniz.. Insallah fotograflarimi ve muziklerimi begenirsiniz... Eger yorumunuzda olursa seve seve kabul ederim... Space'imide severseniz gercekten mutlu olurum.....
gorusmek uzere...
Mesajlarınız Buraya! BANA ULAŞMAK İÇİN BURAYA MAİL ATABİLİRSİNİZ::
|