|
|
October 17
Dostluk.... yaşanmış aşkların bilinç altındaki dürtüsünü yenebilmek...ve yaşanabilmesini sağlamak için takılan bir maske değil.. karşıdan maddi faydalanmanın bir aracı hiç değildir. Dostum.... içimi kapkara bulutlar kapladığında, başımı omuzuna yaslayabileceğim.. onun içindeki kara bulutlar yüreğini kararttığında, başını omuzuma yaslayabilecek insandır. Dostum.... sıkıntıdan ellerim buz gibi olduğunda,ellerimi tutarak, sevgisi ile taaa yüreğime kadar ısıtabilecek... sıkıntıdan onun elleri buz gibi olduğunda,ellerini tutarak, sevgim ile taaa yüreğine kadar ısıtabileceğim insandır. Dostum.... işyerinde; bir fincan kahvenin içimi süresince, "gönül ne bir dost ister, ne kahvehane..." "gönül bir dost ister, kahve bahane...."diyen satırları hatırlayıp... hayatın minicik bir parçasını paylaşabileceğim insandır. Dostum.... bazen aynı"walkmen"de bir şarkıyı, bir türküyü; bazen internetin sanal evreninde... bir kaç satır fıkrayı, şiiri.. kokusunu almasak bile, sanal bir gülü.... paylaştığımız insandır. Dostum.... onun sosyal veya bürokratik tabakasından... cüzdanının kalınlığından, cinsiyetinden, inancından, mezhebinden önce.... İNSAN OLDUĞU İÇİN SEVDİĞİM.... VE BENİ İNSAN OLDUĞUM İÇİN SEVEN İNSANDIR!!!!
|
|
|
|
|
|
|
Özlü Sözler
|
|
Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamiyorsun?
| |
Felaketin bir iyiligi varsa, oda hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır...!
|
Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa orada güneş batiyor demektir
Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur.
Çok konuşan az iş yapar.
Hayatınızı cesurca kabullenin, başarıya dönüştüğünü göreceksiniz.
İnsanları banka hesaplarının büyüklüğüyle değil, kalplerinin büyüklüğüyle ölç...
Uçurtmalar, rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.
Deha, insanın kendi ateşini yakmasıdır.
"Hayatı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir."
"Akıl susunca düşünce durur, düşünce durunca, hareket durur, hareketsizlik, çürümenin eşiğidir."
"Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de, boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı bilmeyiz"
"Kelimelerin gücünü bilmiyorsan insanların kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!"
"İlerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız, bilinki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz...!"
Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı. (MARTİN LUTHER KİNG)
Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir’, iyi işler yapan yararlı kişilerin, çevresindekilerce benimseneceği, onlarla bütünleşeceği anlamındadır.
eline beline diline sahip ol.... bin kere mazlum ol ama bir kere zalim olma...
Gücümüzü hırlaşmak için degil birleşmek için kullanmalıyız.
Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.
Iyilik yapmasını bilmiyorsan hiç olmazsa kötülük yapma.
Sırrını saklarsan o sana esir olur, yayarsan sen ona esir olursun.
Hayat, inanmak ve mücadele etmektir (Hz. Hüseyin)
Bilen insanla dost ol, çünkü seni aydınlatır. Bilgisiz insanlarla dost ol çünkü sen onları aydınlatırsın. Bilmedigin bilmeyenlerden hemen uzaklaş çünkü onlar Seni APTALLAŞTIRIR...
Gerçegi insanların ölçüsüyle degil, insanları gerçegin ölçüsüyle tanı. (Hz. Ali)
Atılan ok geri dönmez’, bir işe girişmeden, iyice düşünme gereğini dile getirir.
Haksızlık önünde egilmeyin; hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali)
Haklı isen korkma, Hak seni korur. (Hz. Ali)
İnsanlarla öyle iyi geçinin ki; düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar. (Hz. Ali)
Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. (Hz. İsa)
Bir insana gereğinden fazla değer verirsen ya onu kaybedersin ya da kendini.
Elmas yontulmadan, insan da yanılmadan mükemmelleşemez.
Asla birilerinin umudunu kırma, belki de sahip oldukları tek şey odur...


| Your Japanese Name Is...
|
Yoshi Shigenoi |
|
|
|
Birisine seni seviyorum deme firsatını asla kaçırma - Yılda en az bir kez güneşin doguşunu seyret - Sıkı tokalaş - İnsanlarin gözlerinin içine bak - İlk önce sen merhaba de - Bir kavgada ilk sen vur ve sert olsun - Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de öyle davran - Yeni arkadaslar edin ama eskilerin de kıymetini bil - Sevinçleri erteleme - Sevdiklerine küçük beklenmedik hediyelerle sürpriz yap - Sana uzatılmış bir eli daima kabul et - Hatalarını kabul et - Cesur ol. Degilsen bile öyle davran. Hiç kimse aradaki farkı anlayamaz - Dinlemeyi ögren. Bazi firsatlar kapıyı hafif tıklatır - Asla birilerinin umudunu kırma. Belki de sahip oldukları tek şey odur - Herkesin önünde öv, elestirilerini bir kenara çekerek söyle - Biri sana sarıldıgında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle - Sırt üstü uzan ve yıldızlara bak - Köprüleri atma. Aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacagına şaşıracaksın - Sevginin gücünü asla küçümseme - Yeterli zamanım yok deme, Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Albert Einstein'in da günleri 24 saatti - Keşke sözcügü yerine, bir dahaki sefere demeyi dene - Hal ve hareketlerine kendin karar ver. Başkalarının seni yönetmesine izin verme - Sevgiline önce çiçegi yolla nedenini sonra bul - Aynı hatayı iki kez yapma - Olabildiginden fazla sevecen ol - İnsanlara üçüncü bir sans verme ikide kal - Tanıdıgın en olumlu ve coşkulu insan sen ol - Tartışmayı bilmeyenler kavga ederler. - Tecrübe, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı izlerdir. - Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır. - Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir. Yalnız masrafları biraz çoktur. - Umudunu yitirmiş olanın, başka kaybedecek birşeyi yoktur. - Büyük mutluluklar, büyük acıların yanıbaşındadır. - Senden iyilere yerini vermesini bil. - Barışı korumanın en iyi yolu savaşa hazır olmaktır. - Küçük insanların büyük gururları olur. - Düşmanların en büyüğü düşmanlığını gizleyendir. - Düşünmeden öğrenmek vakit kaybetmektir. - Yükselmenin en alçakçası, zayıfların sırtına basarak yükselmektir. - Kazanacaklarına inananlar kazanırlar. - İnsan olmayan, insanın değerini bilmez. - İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes. - Madem daha ecelin gelmemiş, boşuna can çekişip durma. - Parmak ay'ı gösterdiği zaman, parmağa değil ay'a bakmak gerek. - Silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, yanlışınız çok demektir. - Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır ya varmaz. - Kötü haberlerin kanatları vardır. İyi haberlerin ise ayakları dahi bulunmaz. - Yeryüzü taşla doludur. Ama pek azı boyunlara kolye olur. - En önemli vazifemiz; kulaklarımızı, söylediklerimizi duymaya alıştırmamızdır. - Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar. - Pencereden bakan dışarısını görür. Pencereye bakan ise camın kirini. - Meyvası çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir? - Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir. - Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan da zevk almazlar. - Başkalarını avutmakla kendi acılarını unutursun. - İnsanı hayvandan ayıran akıldır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman hayvan ortaya çıkar. - Bir kadının yüzünde taşıdığı ifade, sırtına giydiği elbiseden daha önemlidir. - Kendilerine yardım etmeyen insanlara yardım etmeğe çalışmak faydasızdır. - Herkesin istediğini yapabileceği bir yerde hiç kimse istediğini yapamaz. - Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına bile getiremezler. - İnsanın yapabileceği en büyük fenalık, kendisine olan güvenini kaybetmesidir. - Tekme yiyen köpeğin dişleri daha sivridir. - Gerçeği insanların ölçüleri ile değil, insanları gerçeğin ölçüsü ile tanı. - Sessizlik de bir çeşit konuşma sanatıdır. - Sevgililer, güzelliğe zamanla alışıp onu gözleriyle değil duygularıyla görmeye başlarlar. - Kalbin, mantığa sığmayan ayrı bir mantığı vardır. - Alay, çoğu zaman akıl yoksulluğundan ileri gelir. - Bir düşmanı bağışlamak, bir dostu bağışlamaktan daha kolaydır. - Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi öfkeyi de kini de azaltır. - İyi olmak istiyorsan kötü olduğuna inan. - Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda da iğnesi vardır. - En çabuk kuruyan şey göz yaşıdır. - Olgun bir insanı dost edinmek istiyorsanız tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek istiyorsanız methedin. - İnsan her zaman kahraman olamaz ama her zaman insan olabilir. - Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir. - İnsan gençliğinde öğrenir, yaşlandığında anlar. - Hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz. - Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir. - Cesaret ölmek değil yaşamakla ölçülür. - Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır. - Şurada burada güçlü adımlarla dolaşmaktansa doğru yolda sekerek yürümek daha iyidir. - İnsanlar yanlış yapabilirler, yalnız büyük insanlar yanlışlarını anlarlar. - Güneşe bakarsan gölgeleri göremezsin. |
 
October 12
SON YAPRAK
SEVMEK VE SEVİLMEK
Seni seviyorum demek
Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı.
Hiçbir zaman böylesine
Sevip sevilmemişti bu yürek
Yüreğinde bana ve sevgime yer var mı ?
Varsa eğer o zaman yukarıya bak.
Ben ordayım her zaman yanındayım.
Gündüz güneşimle gece ayımla
Kimsenin ısıtamadığı ışık veremediği
Sıcaklığımla ışığımla hep saracağım seni
Bazen bir umut olmalıyım yüreğinde
Güzel yarınlarında gerçekleşmeyi bekleyen
Sonra bir hayal düşüncelerinde seni başka alemlere götüren
Karanlık düşüncelerindeki
SON YAPRAK olmalıyım ben
Hiç solmayan bir yaprak seni doyasıya yaşamalıyım duygularımla
Seni hissetmeliyim her nefes alışımda
Yağmur olup üstüne yağmalıyım
Her damlası benim sana olan sevgimdir ıslanmalısın sevgi yağmurlarında
Aydınlığın olmalıyım buğday sarısı güneşimle
Senin üzerine doğmak hayatı sana ve kendime mutluluk verecekse yaşamak güzeldir ben senin vazgeçemediğin
Gök yüzün olmalıyım
Ne sen beni unutmalısın nede ben sensiz dünyayı kucaklamalıyım
Seni seviyorum demek hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı
Hiçbir zaman bu kadar içten sevilip sevmemişti bu yürek
Şimdi o güzelliği seninle yaşıyorum
Ve seni çok seviyorum....................
Not sevgi ille de aşk değildir istediğin istikamet de kullanabilirsin ama benimki dost sevgisidir bu şiirimin manasını hatırlatmak istedim tüm dostlarıma


|
| |
.ASK ERTELENMEZ. LÜTFEN OKUYUNN!!
1995'te dershanenin kapisinda gözgöze geldik. Ben o sirada kahkahalarla gülüyordum. Ama onun yakisikliligida gözümden kaçmamisti. Arkadasimin kuzeniydi. Bu ilk karsilasmadan on gün sonra arkadasim "Mustafa senin gülüsüne hayran olmus seninle tanismak istiyor, ne dersin?" diye sordugunda "Olur, tanisalim" dedim. Ertesi gün bir kucak dolusu gül ile gelmisti. Bir hafta sonra bana evlenme teklif etti. Bende "Bu denli yakisikli ve zengin biri neden beni sevsin? O bir heyecan yasiyor ve bitecek" düsüncesi halimdi ve sevgisine güvenmedigimi iddia ederik ""Hayir" dedim. Üzüldü, haftalarca teklifini yineledi. Ben reddettim. Çünkü yüregimi degil mantigimi dinliyordum. "O çok zengin, ben orta halli biraileden geliyordumi, oüniversite mezunu, ben hala sinava hazirlaniyordum , o çok yakisikli ben ise güzel ama sisman bir kizim". O ise teklifini yinelemekten yilmadi. Beni sevdigine, aramizda bir fark olmadigina inandirmaya calisiyordu. Bu sekilde tam üc sene gecti... 1998'in bir persembe günü ötobüs duraginda beklerken omzuma bir el dokundu. Arkami döndügümde Mustafa ile karsilastim. Yaklasik bir senedir sadece telefonda görüsmüstük. Çünkü her bulusmak istediginde bir bahane bulup onu atlatiyordum yüz yüze gelirsek yüregime yenilmekten korkuyordum. Mantigimin esiri olmustum. Onu karsimda görünce dayanamadim boynuna sarildim. Hayatimda biri olup olmadigini sordu, "Yok" dedim ve bana yine evlenme teklif etti. Ona düsünmek istedigimi söyledim. Bu arada pazar günü ÖSS sinavina yeniden girecegimi ve okulun yerini söylemistim ama adini söylememistim. Pazar sabahi sinava girecegim okulun kapisinda beni kucak dolusu gülle bekliyordu. Arastirip sinava girecegim okulu bulmus ve bana sans dileme için oraya gelmisti. Bu sevgiyi daha fazla ertelememeye karar verdim "Teklifini düsündüm artik karin olmak istiyorum. seni çok seviyorum" diyerek onu öptüm. Dünyalar benim olmustu sankiii. Sinavdan sonra eve telefon açtigini anne ve babasinin bizi bekledigini söyledi. Kiramadim ve ailesi ile tanismaya gittim. Günün süprizi ise annesinin genç kizken Mustafa'nin babasi tarafindan kendisine hediye yüzügünü bana verip "Bunu söz yüzügü olarak takmani istiyorum, en kisa zamanda da nisaninizi yapariz" demesiydi. Ve ben o gün o evden Mustafanin sözlüsü olarak ciktim. Hersey bir anda gelisiyordu. 2 Nisan aksami beni istemeye gelecekler ve nisan yapilacakti. Önümüzdeki 2 günü cilginlar gibi dolasarak gecirdik. Planimiza göre en gec mayis sonunda evlenmis olacaktik. Oturacagimiz evin renginden, mobilyalarina varana kadar bir sürü karar aldik. Iki aile cilginca bir kosusturma icindeydi. 1 Nisan Çarsamba günü alyanslarimizi almak icin bulusacaktik. Öglen arayip isi oldugunu ve gecikecegini söyledi. ona sakin olmasini söyleyip hastaligini hatirlattim ve bana "Seni Seviyorum" Deyip telefonu kapatti. Saatler sonra ablasi aradi. Mustafa'nin kötü bir astim krizi gecirdigini, Durumunu agir oldugunu ve acile kaldirildigini söyledi.kulaklarima inanamadim ve bunun 1 Nisan sakasi oldugunu zannettim. Yol boyunca bunun saka oldugunu tekrarliyor, hastanenin kapisinda beni çiceklerle karsiliyacagini hayal ediyordum ama hayalim degil ablasinin söyledikleri gercekti. Hastanenin kapisinda beni Mustafa'nin küzeni Hakan karsiladi. Yüzü bembeyazdi. Ne oldugunu sordugumda "Yok Artik Birsey, Mustafada yok, o öldü" dedi. Inanamiyordum çigliklar atarak hastanenin içinde kosmaya basladim. Yogun bakimin kapisina geldigimde herkes perisandi ve onlar gerçekti. Büyük sevdam, gercek Askimi mutluluk kaynagim ölmüstü. Bombos ve soguk bir odanin icinde bir sürü beyaz örtülü yataktan birinin üstünde üzerinde beyaz çarsaf örtülmüs bir sekilde yatiyordu. Son hatirladigim ise çarsafi kaldirdigimda gülümseyen bir yüzle son nefesini vermis askimin yüzüydü. " Bir gün olsun seni parmaginda, benim yüzügümle göreyim, ölsemde gülerek ölürüm" sözleri en büyük istegiydi. Mustafa yasama veda edeli tam 5 sene oldu. Ve ben hala sevdami bu denli erteledigim ve onunla geçirebilecegim sayisiz güzel güne yazik ettigim, yüregimi degil mantigimi dinledigim için kendimi affetmedim ve asla affetmeyecegim... Lütfen sevdanizi ertelemeyin, mantiginiz yada gururunuz yüzünden yasanabilecek mutlu günlere yazik etmeyin. Çok pisman olabilirsiniz ama unutmayin son pismanlik fayda etmez....
GİDİYORUZ AMA NEREYE?
|
GİDİYORUZ AMA NEREYE?
October 09 >Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi
>Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en
>meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,
>halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir
>Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar
>Üzüntüyle ustasına gitmiş.
>Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış..
>Usta yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş
fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile
>birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri
>düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.Öğrenci
>Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle
>ustasına koşmuş.
>Usta ressam şöyle demiş:
>"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir
>eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında
>yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde
>onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim
>Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.
>karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.
Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenlerle tartışma."

 ABİ BİZİ VÜRÜS ZANNEDİYOLAR AMA YOK ÖYLE BİŞEY YAHU.. KİM UYDURMUŞ..

Bir Öğrenci Evinin Anatomisi
Öğrenci evlerinin ilginç yanları...
· Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir.
· Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir.
· Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?)
· Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır.
· Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır.
· Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz.
· Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...)
· Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz.
· Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür.
· Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına, iyice sövüşleninceye kadar devam edilir.
· Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez.
· Ev fertlerinin aşağı yukarı tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir.

|